22 Ekim 2018 Pazartesi
eskişehir öğrenci apartlar yurtlar barınma yurt apart

TOPRAĞIN ATEŞLE SANATA DÖNDÜĞÜ SORKUN

Küçüklüğümde Sıera marka radyomuzda zaman, zaman Neşet Ertaş türkülerini ve bozlaklarını dinlerdim... Bozkırın tezenesini, bozlağını ve sesini dinleyerek uzun yıllarım geçti yıllar yılları kovaladı büyüdük iş güç sahibi derken, çevremizde olan biteni gözlemeye, sorunlara çözüm bulmaya  dahası yazmaya çalışırken  değişik insanlarla tanışma fırsatı buldum İşte bunlardan biriside  toprak kokulu insanlar..

Anadolu türkülerini bilmeyen, onu gönlünde hissetmeyen bir insanın, toprağı ve bozkırı anlaması, toprak kokan ellere sahip insanları özümsemesi mümkün değildir. Anadolu’da insan ancak bozkırda anlaşılabilir. Bozkırda insanı görmeden toprağı da anlayamazsınız.. Şehirde özüne yabancılaşan insanlara nispetle, toprakla iç içe olan insan, hala bir şeyleri koruyabilmeyi başarmıştır. Bunda bozkırda yaşamasının, diğer tabirle topraktan kopmamasının büyük önemi vardır. Kentlileşme-Modernleşme ilişkisini araştıran, sosyolojik anlamda tespitlerde bulunan insanların, beton-toprak zıtlığını ve ikiliğini iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Kentlilik sadece “bireysellikle” ilgili bir hadise değil muhakkak. “Bireyselleşen” insan, özüne ait neleri kaybediyor ya da neleri kaybederek “bireyselleşiyor”. Bugünün modern şehirlerine hakim olan, beton, asfalt, alabildiğine yoğun gece ışıklandırmaları, çiçeklerin, otların ve ağaçların adeta saksılara hapsedilircesine parklarla sınırlanması,  insanın zamana ve mekana hakimiyeti mi yoksa zamanın ve mekanın insanı kendi sınırları içinde hapsetmesi mi iyi analiz edilmelidir. Topraksız şehirlerde yaşayan insan, ne kadar insan olabilir ve kalabilir?

ANLAYABİLMEK İÇİN YAŞAMAK GEREK

Bozkırı ve Anadolu insanını bilemeyen elbette ki bu söylediklerimizi bilemez, hissedemez, anlayamaz..  Bir ağacın altında oturmanın insana verdiklerini müşahhaslaştıramayan, bir çiçek tarlasında gezerken gerçekte gönlünü göremeyen, bir dere kenarında yürürken kendi içindeki akarsularda yıkanamayan bir insanın bunları anlamasını da beklemiyoruz.
 
İnsanoğlunun yüzyıllardır devam eden toprak ile uğraşı en eski medeniyetleri bile gün yüzüne çıkarmaya yetiyor. Bunların başında topraktan yapılan çanak çömlekler yer alıyor. Çömlekler, bir medeniyetin günlük hayatından dini inanışına tüm yaşam tarzını gözler önüne seriyor.

Eskişehir’in 92 km uzaklıktaki Mihalıççık İlçesine bağlı Sorkun Mahallesi(köyü) , Nallıhan istikametine yol aldıktan sonra etrafı kaplamış sündiken ormanlarının  görkemli çam ağaçları arasından geçerek tam zirvede muhteşem Orman manzarasını görmek için Kartal Geçidinde vereceğiniz biraz molada Etrafı izlediğinizde büyülü bir manzara ile mis gibi kekik kokan orman, kuş sesleri ile size hoş geldiniz  seslerini duyar gibi olacaksınız.

Zirveden inip biraz yol aldıktan sonra yamaca süzülmüş kuş misali 100”e yakın haneli bir köy, şimdilerde mahalle oldu,  Neolitik Dönemlerden beridir süregelen “Çömlekçilik Sanatı” ile büyük bir el emeği göz nuru dökerek yapılan  çömlekleri,tavaları ve aklınıza gelebilecek onlarca çeşit sağlıklı toprak ürünlerinin sergilendiği  evler arasında geçerek, kahvehane önünde  aracınızı park ederek  kahvehanedeki  mahalle sakinlerine merhaba diyerek toprağın sanata dönüştüğü Sorkun”a gelmenin mutluluğu ve sevincini yaşamaya başlayacaksınız.

Sıcakkanlı, çalışkan ,misafirperver insanların yaşadığı Mahallede ilk durağımız Mahalle Kahvehanesi kahvede oturan mahalle sakinleriyle selamlaşırken,tavşan kanı  çaylar ve hoş sohbetten sonra Mahalleyi gezmeye başladık.. Mahallede her ev bir atölye, sıra sıra yapılmış çömlekler, ekmek ve et saçları evleri süsülüyor. Her evde bir yada birkaç kişi çömlek yapıyor, Kınalı elli bacılarımız tezgah başında toprağı sanata çeviriyor. Hazırlanan çömlekler, saclar, göveçler  kurutulmaya bırakılıyor, Kuruyanlar harman yerinde rüzgar ve odun ateşiyle piştikten sonra evlere misafir olmak için yola çıkıyor.  Mahalledeki evlerden sonra ara sokaklardan geçerek çömleklerin pişirildiği harman yerinde Sorkunluların  sıra sıra dizip çam odununda ateşin karşısında çömlekleri pişiren kadın ve erkeklerin yanında soluklanıyoruz. Sorkunlular  yaptıkları işin gururunu yaşamanın mutluğu içinde sıcak ateşin karşısında çengelli uzun sopalarla çam ateşinin kozlarını çömleklere yayarak onların pişmesini sağlıyorlar
 
 Sorkunlular büyük bir el emeği göz nuru dökerek yaptıkları çömlekleri, ekmek, et ve balık saclarını yurdumuzun  her bir yöresine ve yurtdışına ulaştığını belirterek 3 adet(1 takım) çömlekten oluşan setin 50 liradan yerinde satıldığını söyleyen Sorkunlular ; Yaz aylarında büyük rağbet gören yılların geleneği  çömlek ve sacın yapılmasına son yıllarda makinalar ile çömlek yapımının başladığını her ne kadar elde yapılan çömleği tutmasa da seri üretim halinde çömleklerin yapıldığını ve tüketiciye sunulduğunu söylediler. Sorkunlular çömlek yapımına gençlerin ilgi göstermemesi nedeniyle kendilerinin atalarında öğrendikleri bu sanatın gelişmesi ve kaybolmaması için Sorkun Mahallesinde  bir çömlek eğitim merkezi kurulmasını başta Mihalıççık Belediyesi, ve diğer yetkililerinden istediklerini söylediler

ÇÖMLEK VE EKMEK SAÇLARI NASIL YAPILIR?

Çömleğin hammaddesi olan toprağın iki türünden biri, yerin yaklaşık beş metre derinliğinden çıkarılan, kırmızı renkli, ıslak, kızıl toprak; diğeri ise sarı-yeşile çalan yağlı, yumuşak toprak. Köy yakınlarındaki çeşitli mevkilerden, yılda bir kez, büyük bir zahmetle çıkarılan kızıl toprak, evlerin hemen yanına serilip kurumaya bırakılıyor. Sarı-yeşil toprak ise köy çevresindeki yüzeyden alınıyor ve elenip çuvallara dolduruluyor. Sonrasında sıcak su ile eritilip bulamaç haline getirilen kızıl toprak, diğer toprakla karıştırılıp çamur elde ediliyor. 3-5 gün dinlenen çamur, kadınların kınalı  ellerinde çeşitli aşamalardan geçerek büyük bir emekle şekillenerek sanatta dönüşmektedir.

Önce çamurdan 5-6 cm kalınlığında, çapı 50 cm'yi bulan halkalar hazırlanıp bir gün dinlendiriliyor. Aynı şekilde tabanı oluşturacak dipler hazırlanıp onlar da bir gün bekletiliyor ve sonrasında halkalarla birleştiriliyor. Daha sonra 'kılıç' denilen bir alet yardımıyla halkalar inceltilerek yükseltiliyor. Ama asıl iş, asıl maharet elbette ki el ve parmaklarda. Her işlemin ardından bir gün bekletilen çömleğin sonraki aşamalarında ağzı şekilleniyor ve son biçimi tamamlanan çömlekler kurumaya bırakılıyor. Ardından kuruyan çömlekler suyla yumuşatılıp kazınıyor. Kazıma işlemi bir anlamda rötuş olsa da asıl amaç, gövde kalınlığını eşitlemek, kalın yerleri inceltmek. Çömleğin zahmatli işi bunlarla da bitmiyor. Bu kez yakılan bir ateş etrafında ısıtılan çömlekler sırlanıyor. Kızıl topraktan eritilerek elde edilen sır, elleri yakan çömleklere ıslak bez yardımıyla sürülüyor. Sorkun'da çömlek kadınların ellerinde can buluyor. Onlar, işin en başından sonuna dek çömlek yapımında baş rolü oynuyorlar. Nitekim, işin en zor ve zahmetli aşaması olan 'ütme', yani pişirme işleminde de yine onlar var...

ÇÖMLEKLER ATEŞTE RÜZGARIN ETKİSİYLE PİŞİRİLMEKTE!.....
           
Sorkun harman yerinde yere ters dizilen, ağzı toprağa bakan çömlekler, üzerlerine örtülen çamların ardıçların ateşiyle pişiyor. Ütme işlemi rüzgarın tek yönden estiği zamanlarda yapılıyor. Aksi halde kesinlikle ütme işlemi yapılmıyor. Rüzgarın yardımıyla ateş geriye uzanıyor. Öndeki çömlek veya benzeri kaplar piştikçe 'çeykel' denilen uzun saplı, ucu kancalı aletle ateş, diğer çömleklere itiliyor. Arka tarafta, arkaya doğru hummalı bir koşuşturma ile bir yandan odunlar atılıyor, bir yandan yeni çömlekler diziliyor. Hem de sıcağa ve üzerlerine gelen dumana karşın. Dumanlar ise mahalleyi geçip uzaklara, uzaklardaki ormana karışıyor. Ormandan kuş sesleri yükseliyor; telaşlı, acı, içli. Kimbilir; bu sesler belki de ardıç kuşlarının çığlığıdır.
 
ÇÖMLEĞİN FAYDALARI NELERDİR?
Topraktan yapılmış güveçler içinde pişirilen yiyecekler, besleyici özelliklerini ve özsularını kaybetmiyorlar.
Topraktan yapılan çömlekler ve diğer çömlek ürünleri kırılmadıktan sonra onlarca yıl paslanmadan, çürümeden ve çevre şartları nedeniyle bozulmadan aynı şekilde kalabiliyorlar. Bunun dışında, saklama ve depolama amaçlı kullanılan dev toprak kaplar içerisine koyulan şarap, zeytinyağı gibi asidik ya da bazik bileşiklerin yapısı uzun yıllar bozulmadan kalabiliyor ve sahip oldukları doğal yapı nedeniyle bu kaplar, onların lezzetlerini de yaptığınız bir güveç et yemeğinde veyahut bi çömlek yoğurttaki gibi olumlu yönde değiştiriyorlar.
Toprak kapların en önemli özelliği de porlu yapılarından dolayı nefes alıp verebilmeleridir.
Gözenekler sayesinde bu tür kaplar suyun geçmesine engel olurken, havanın geçmesine izin veriyorlar bu da çömlekçiliğin önemini bir kez daha vurguluyor.

SANAYİ ÜRÜNLERİNİN ZARARLARI NELERDİR?
Günümüzde toprak kaplar örnek alınarak nano teknolojiyle nefes alıp verebilen kumaşlar ve malzemeler üretilmektedir.
Birçok sentetik madde ile üretilen çelik ya da plastik kaplar, başta sağlık olmak üzere bizleri tehdit ediyor.
Toprakdan yapılmış tamamen doğal sağlıklı çömlekler,tavalar ve diğer bütün ürünler binlerce yıldır kullanılıyor ve kullanılmaya da devam edilecekler.
 
Yazı ve Fotoğraflar: Salih Güven



Gönderen: haber

YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
eskişehir güvenlik kamerası

Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri

Ana Arı

Karniyol(carnica) Ana arı, üretimi, satışı üzerine site.

Eskişehir Günlük Kiralık Ev

Eskişehir'de bulunan günlük kiralık ev, apart listesi

Eskişehir İkinci El Araç İlanları

İkinci el otomobil, motosiklet, bisiklet, araç ilanları

Eskişehir Emlak Alım Satım Portalı

Ev, işyeri, arazi, tarla alım satım portalı, ücretsiz emlak ilanları

Eskişehir Ücretsiz Seri İlanlar

Antika/Sanat/Koleksiyon, Bilgisayar ve Parçaları, Bisiklet/Motosiklet, Bitki-çiçek / Süs-ev Bitkileri, Cep Telefonu, Ders-Eğitim Verenler / Almak İsteyenler, Diğer İlanlar, Ev Arkadaşı, Ev Eşyası, Evcil Hayvanlar, Kitap, Müzik Aletleri, Spor Malzemeleri, İş Arayanlar, İşçi-Eleman Arayanlar