27 Nisan 2017 Perşembe
35.KADININ AİLEDEKİ YERİ

35.KADININ AİLEDEKİ YERİ

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


        Nevzat Laleli   www.yuvamiz.net    nlaleli@mynet.com

         Yuvamız yazı serisi                                        

         Hiç kimsenin tek başına bütün ihtiyaçlarını karşılayamayacağı varsayımıyla toplumda belli kurallar manzumesi içerisinde yaşamak ve mutlu olmak durumundayız. Mutluluğu sağlayacak şartlardan ilki ise uygun bir eşle kurulan aile yuvasıdır.

        Mutluluk bu iki ayrı ihtiyacın aynı anda giderilmesiyle sağlanmaktadır. Bunlar; Yemek-içmek, giyinmek-kuşanmak, gezmek-tozmak gibi maddi ihtiyaçlar, sevgi, aşk, mutluluk, şefkat, merhamet, kin, nefret duyguları gibi manevi ihtiyaçlardır. Adam zengindir. Dünyalık her şeyi vardır. Ama mutlu olması için bunlar yetmemektedir. Hele kendi malına göz dikilmiş olabileceğinin hissedilmiş olması var olan mutluluğunu da alıp götürmeye yetmektedir.

        Mutlu topluluklar mutlu ailelerinden oluşur. Ailenin etrafını kuşatan, onlara sıcak bir ortam hazırlayan ve onları tabiat şartlarıyla, kötü kişilerin kötülüklerinden koruyan bir evin bulunması yanı sıra ailede baba ve annenin bulunması da gereklidir. Bir şarkıdaki, “neyleyim köşkü, neyleyim sarayı, içinde salınan yar olmayınca” ifadesi bir doğruyu terennüm etmektedir (anlatmaktadır)

         Ailenin temel taşı kadındır. Yuvanın kurulması ve devam etmesinde en büyük görev kadına düşmektedir. Atalarımız bunu “yuvayı dişi kuş yapar” şeklinde ifade etmişlerdir. Bu gün yıkılmaya doğru giden yuvalara bakarsanız dişi kuşun yani kadının görevini aksattığını veya yapmadığını görürsünüz. Zaruret olmadığı halde çalışan ve zamanının büyük bir kısmını evinin dışında geçiren kadının, kocası ve çocuklarına gereken önemi veremeyeceği açıktır.

          KADININ ÖZELLİKLERİ

          Evin hanımı, önce bir kadındır. Kocasının sultanı ve sevgili eşidir. Çocuklarının biricik annesidir. Onun için kadın ailenin vazgeçilemez bir bireyidir. Yaratıcımız, cennetteki bütün nimetleri her türlü cazibeleri (çekicilik) ile Hz. Âdem’in emrine vermişken, bu nimetleri yeterli görmemiş ve kadını da yaratarak, Havva validemizi ona vermiştir.

         Kadının dişiliği (cinselliği) kocasına aittir. Bir kadın kocası için ne kadar süslenirse o kadar ecir kazanır, sevaba girer. Ama süslenmeyi dışarı çıkarken yapar, bununla yabancı erkeklerin dikkati çekerse o kadar vebale girer, günah kazanır. Bu gün etekleri dizinin üzerinde, göğüslerinin bir kısmı açık, göbeği açık kadınlar kışkırtıcı dişilikleri ile acaba ne yapmak istediklerinin farkında mı dırlar? 

          Peygamberimiz (s.a.v) bir hanıma kocası için, “O senin cennetindir” buyurarak, kadının kocasının haklarına riayet etmesi halinde cennete gireceğini müjdelemiştir. Erkek de karısının kendisine Allah’ın bir emaneti olduğu bilir ve karısının haklarına riayet ederse o da bu sebeple cennete girecektir.

         Bir başka hadis-i şerifte Peygamberimiz; “ Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, bir de kocasının haklarına riayet ederse Cennetin sekiz kapısından hangisinden isterse oradan girer” buyurmaktadır.

          Kadın, çocuklarının annesi ve hürmet edilmeye layık en önemli varlıktır. Önce bebeğine hamiledir. Onu uzunca bir zaman karnında taşır. Hamilelik döneminde çocuğuma bir şey olmasın diye çırpınır. Çocuğuna zararlı olacak besinleri yemez ve içmez. Doğumu binbir meşakkatle yapar. Doğumdan sonra onu buluğ çağına kadar (aklı erinceye kadar) yine koruyup gözetecek, yemeyecek yedirecek, içmeyecek içerecektir.

           Sevgili Peygamberimiz, kendisinden; “ Sevip saymam ve kendisine hizmet etmeme en layık olan kimdir?” diye soran bir adama üç kere “Anandır” dedikten sonra “babandır” buyurdu. (Sahih-i Buhari 12/1995)

        MANEVİ DUYGULAR

        Ailede bulunması gereken manevi yapı ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; Sevgi ve rahmet ile ulfet ve muhabbettir. Sevgi, Allah’ın insanların kalbine koyduğu çok büyük bir manevi duygudur ve hiçbir çıkar düşünmeden karşılıksız yapılanıdır. Temeli Allah’ın rızasıdır ve süreklilik arz eder. Eğer aile fertleri sevgiyi yakalamışlarsa, yaratıcımız bu sevgi yüzü suyu hürmetine rahmetini göndererek bu aileye büyük bir huzur ve mutluluk verecektir. Ulfet ve muhabbet ise sevginin kademelerini oluşturmaktadır.

          Ailede birbirlerini sadece cinsel yönleri ile değerlendiren karı ve kocanın yuvayı bir ömür boyu götürmeleri mümkün değildir. Çünkü bir müddet sonra her ikisi de yaşlanacak ve artık birbirlerinde gençliklerindeki cinsellikleri bulamayacaklardır. Bu durum, önce eşler arasında geçimsizliğe daha sonra da yuvanın yıkılmasına gidecektir.

         EŞLERDE SADAKAT

Mutluluğun sağlanması eşlerin birbirlerine sadakati ile mümkündür. Bırakın eşlerden birinin diğerini aldatmasını, birinin kalbinde “acaba beni aldatır mı” şüphesinin girmesi bile yuvada huzursuzluğu çıkartacaktır. Dini değerlerimizin eşler arasına koymuş olduğu güzel ölçüler ile bu şüphe duygunun yaşanması önlemiştir. Bu sebeple yuvada huzur vardır. Dini değerleri korumayan sosyetik ailelerde, kocanın eşini aldatması marifet sayılmakta ve adına “kaçamak” denmektedir. Erkeğin kendinde bunu hak görmesi ister istemez kadınında kaçamak hakkını doğurmaktadır. Bunlar mutluluğun (M) sini bile yakalayamayanlardır.

           KADIN HAKLARI

           Kadın hak ve hürriyetine sahip kadın inançlı bir ailede bulunur. Kadın kocasının haklarını gözetmek kaydıyla her şeyi yapabilir. Kadının malı olur. Kendi malı veya kocasının malından tasarruf yapabilir. Bir yere gidebilir. İlim tahsil edebilir, öğrenebilir. Çocuklarının terbiyesini kadın verir. İsteklerini rahatça kocasına söyleyebilir.

           Bir kadın evlenme isteğini bile bildirebilir. Allah Resulünün ve bazı sahabelerin bulunduğu bir topluma bir kadın geldi ve “Ya Resulaallah. Ben nefsimi sana hibe ediyor ve mihirsiz olarak eşiniz olmak istiyorum” dedi. Bu sözünden sonrada uzun müddet ayakta cevap bekledi. Peygamberimiz cevap vermeyince, oradaki mü’minlerden biri; “Ya, Resulallah. Bu kadını siz nikâhlamıyorsanız onu benimle evlendirin” dedi. Peygamberimiz o şahsa, “Yanında mihir olarak verecek bir şeyin var mı” diye sordu. Adam; “Hiçbir şeyim yok. Ya Resulallah” diye cevap verdi. Allah Resulü; “Kur’an dan ezber bildiğin sureler var mı?” Adam da; “ Evet var, ya Resulallah. Şu şu sureleri bilirim” diye cevap verdi. Peygamberimiz de ona; “Ezber bildiğin sureleri ona öğretmen karşılığında bu kadını sana nikâhladım.” Buyurdu. (Buhari 13. baskı 11/292–1803)

İnançlarımıza uymayan bir takım örf adetleri kendine ölçü alanların kadına uyguladıkları şiddet ile aile kurumunu bir derebeyi gibi yönetmeler asla millilik vasfı taşımaz. Kadının da hiçbir ölçüye uymaksızın, kadın hak ve hürriyeti diyerek yalnız başına ülkeler dolaşması hürriyet değil, olsa olsa yabancı erkeklerin şehvet oyuncağı olmasıdır.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası