25 Haziran 2017 Pazar
YABANCILAŞAN İŞLETMELER

YABANCILAŞAN İŞLETMELER

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


Nevzat Laleli  nlaleli@mynet.com

Nereye gidiyoruz yazı serisi: 27                                                    

Vatan toprağı satılır mı?” Diye sorduğumuz yazı da ülkemizde sadece yabancılara satılan topraklarımız üzerinde durmuş, birçoğu karlı işletmeler halinde olan fabrika ve kuruluşlarımızın hangileri olduğunu bildirememiştim. Ben de zaman zaman işletme ve kuruluşların “özelleştirme “ adıyla yabancılara satılmakta olduğunu duyuyor ama bunların bir listesini elde etmeye çalışıyordum.

1997 yılında yönetim kuru üyeliğini yaptığım POAŞ, Petrol Ofisi A.Ş. de bunlardan biridir. Türkiye’de Castrol, BP, Schell gibi yabancı petrol dağımı yapan kuruluşların yanına petrol dağıtımının millileştirilmesi olarak kurulan POAŞ, diğerlerinin aksine çok büyük yatırımlara sahipti.

Yabancı Petrol dağıtım ve satış firmaları Tüpraş’a ait Rafinerilerden (İzmir- Aliağa gibi)aldıkları petrolü yine petrol satan bayilerin tankerlerine hemen kapıda satmakta ve bu satıştan büyük paralar elde etmekteydiler. Petrol ofisi ise Edirne’den Rize-Batum’a kadar kurduğu depolama ve satış merkezleriyle petrolü bölgenin ayağına getirmekte ve satışa sunmaktaydı. Eskişehir’de POAŞ’a ait tesisler yeraltında borularıyla birleşmiş milletlerin kuruluşlarına petrol vermekteydi.

POAŞ’ın özelleştirilmesi esnasında bir gazeteye verdiğim beyanatta, “Altın yumurtlayan tavuk, gıdaklıyor diye satıldı” demiştim. Diğer tesis ve fabrikalarımız da bu durumundadırlar.

MİLLİ NEYİMİZ KALDI

Genellikle yabancılara satılan tesislerimizin bir listesini nasıl bulabilirim diye aranırken imdadıma İnternetten Yılmaz Özdil isimli kardeşimiz yetişti. Kendisine teşekkürler ederken onun gönderdiği listeyi okuyucularımın bilgilerine arz ediyorum.

              Yabancılara satılan tesislerimizin isimlerin şöyle yan yana yazarsak bakın bakalım karşımıza neler çıkacak

  Telsim İngiliz'in                                 

Türk telekom, Arap'ın                    
Kuşadası Limanı İsrailli'nin                 

İzmir Limanı Hong Konglu'nun
Araç muayene işli Alman’ın                

Başak sigorta Fransız'ın
Adabank Kuveytli'nin                            

İETT Garajı Dubaili'nin
Avea Lübnanlı'nın                                 

PETKİM? Ermeni'nin (Kazak'a sattık dediler, kazağı  bi  çıkarttık ki  karşımıza Ermeni çıktı)

    N'olacak bu memleketin hali?
Finansbank Yunanlı'nın                    

Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın
Oyak bank Hollandalı'nın                  

Denizbank Belçikalı'nın
Türkiye Finans Kuveytli'nin              

TEB FRANSIZ'IN
City bank İsrailli'nin                           

MNG Bank Yunanlı'nın
Dışbank Hollandalı'nın                       

Şekerbank Kazak'ın
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un        

Borsa’nın %77 si yabancıların         

Beymen'in yarısı Amerikalı'nın         

Eczacıbaşı İlaç, Çek'in
Enerjisan'nın yarısı Avusturyalı'nın    

Süper FM Kanadalı'nın

Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın          

İzocam, Fransız'ın.
TGRT Amerikalı'nın                           

Demirdöküm Alman'ın.
Döktaş Fransız'ın

              Oysa çok değil 5 yıl öncesine kadar bunlar bizim milli kuruluşlarımızdı ve hemen hepsi kar ediyorlardı. Zaten yabancılar zarar eden demode kuruluşları değil nerede kar eden kuruluşlar var onları satın almaktadırlar.

YABANCILARA SATIŞIN MANTIĞI

Peki, topraklarımızı, fabrikalarımızı (karlı olanları), Bankalarımızı, TV kanallarımızı yabancılara niçin satıyoruz dersiniz?

Zengin ve varlıklı bir adam ölünce toprağın ve işlerin tek elden yürütülmesi düşünen ve o doğrultuda karar veren bir aile meclisi, oğullarından birine işlerin yönetiminde görev vermiş ve ona “aile efradımızı sakın başkalarına muhtaç etme” diye öğütlemiş.

Delikanlı toprağı işletip, fabrikayı çalıştırıp elde edilen ürünleri satarak ve ihraç ederek babadan kalan borçları ödeyeceğine başlamış bir takım yabancı adamlarla sıkı fıkı ilişkiler içinde olmaya ve arazileri, fabrikaları bunlara satmaya. Eline geçen para ile de bir kısım zamanı gelen borçları ile bunların faizlerini öderken kalan parayı aile efradının ihtiyaçlarına harcayarak onları sıkıntıya düşmelerini önlemiş.

Bir kısım ev halkı (ki bunların oranı diğer hane halkına göre % 47 erişiyormuş); Allah senden razı olsun. Bak istikrar var, paramız pul olmadı diye dua ederlermiş. Aklı eren birkaç hane halkı bu delikanlıya itiraz ederek; “Bu böyle gitmez. Birer ikişer sata sata bütün topraklar ve fabrikalarımız satılınca ne olacak? Kaldı ki her yıl borç taksiti ve faizi ödendiği halde borcumuz da bunun faizleri de eksilmiyor artıyor. Ey hane halkı etmeyin, yapmayın bu delikanlıyı başınızda idareci olarak tutmayın” diye feryat ederlermiş.

 Hane halkı bu sözleri duyarlarmış ama bugünkü durumlarına bakar, “karnımız tok, sırtımız pek daha ne isteriz” derler ve “Yarına da Allah Kerim” diyerek avunurlarmış.

Siz ne dersiniz? Delikanlının eline ne geçerse satmasından yana mısınız, yoksa babadan kalan arazilerin ve fabrikaların üretim yaparak ve bunların satışlarından elde edilecek gelirlerle refah’a erişilmesinden yana mı?

İşte bizim halimiz budur. Allah yardımcımız olsun.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası