28 Haziran 2017 Çarşamba
DEMOKRASİ NASIL BİR ŞEY

DEMOKRASİ NASIL BİR ŞEY

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


Nevzat laleli       nlaleli@mynet.com

Güncel yazı serisi   

14.Mart.2008 tarihi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açmış olması da bir tarihi olarak tarihe geçti.

Tarihimize geçen 27. Mayıs.1960’ı ihtilalini, “Bir Başbakan ve iki bakanın idamıyla…” nasıl hatırlıyorsak, 12.Mart.1971’i “Başbakanın şapkasını alarak iktidarı terk etmesi olarak…” hatırlıyorsak, 12.Eylül.1980’i “Bütün partilerin kapatılması ve Demokrasinin askıya alınması olarak…” hatırlıyorsak, 28.Şubat.1997’i “Demokrasiye balans ayarı” sözcüğü ile tanıyorsak…

Bu tarihleri nasıl hatırlıyorsak ve bunlar nasıl tarihimize geçmişse 14.Mart’ta aynen tarihimize geçmiştir ve onu da “Türkiye’nin yüzde 47 oyuyla iktidara gelen bir partinin kapatılması davasının açıldığı gün…” olarak hatırlanacak ve anılacak artık.

DEMOKRASİ NEYDİ

Bize ve geçliğimize Demokrasiyi okullarda ders kitaplarında, gazetelerde haber ve yorumlarda, Televizyonlarda açık oturumlarda nasıl öğretiler.

Demokrasi; “Halkın kendi kendini idaresidir. En iyi sistemdir. Bundan daha iyisi yoktur…” Peki öyleyse…

Biz ve bizim gibiler bu tariflerin doğruluğuna inanmak istedikçe birileri bu tarifler sanki yanlışmışçasına Demokrasimizi kesintiye uğratmanın yollarını aradılar.

Ve bu kesintiler için gerekçeleri de hazırdı. “Halkımızı kurtarıyoruz (!)”

Halkı, halktan kurtarmak nasıl bir şey? Biz bunu bilmiyoruz. Demokrasimizin kesintiye uğratıldığı her seferinde; “İşin sonuna bakmak lazım. Halkımızı düşünen ve bu uğurda her türlü fedakârlığı yapmaya hazır bir takım güçler, elbette ki bizden iyi düşünmektedirler” diye avunduk ve olanları savunduk.

Ama heyhat. Demokrasi adına demokrasinin kesintiye uğradığı her hareket aslında ve her seferinde halkımızın ekonomik, ahlaki, siyasi, hukuki taleplerini askıya alıyor, bir takım mutlu azınlığın işine yarıyordu.

ÜLKEMİZ PARTİLER MEZARLIĞI

Demokrasinin vazgeçilmez kuruluşları partiler, şu 80 senede o kadar çok kapatıldılar ki biz kapatılan partilerin çetelesini tutmaktan aciz kaldık. Bir deyim halinde söylemek gerekirse; bir zamanlar, “Elli yılda elli milyon genç yarattık her yaştan” dendiği gibi, “Seksen yılda seksen partiyi kapattık her yaştan” mı demeliyiz?

İlk kapatılan parti, “Halk fırkası karşısında yer alan Serbest Fırka olurken, son kapatılan parti Milli Görüş’ün partisi Fazilet partisi oldu

Efendim hukuk var” denirse, doğrudur. Bir hukuk vardır ama bu hukuk fertleri koruduğu kadar fertlerin bir araya gelerek oluşturduğu partileri de korumalıdır değil mi?

Ve 14.Mart.2008 Türkiye’nin yüzde 47 oyuna sahip İktidar partisi AKP. Altı yıl iktidarda kalmış, içinden Bakanlar, Başbakanlar çıkarmış, hatta Cumhur Reisi çıkarmış bir parti. Bunca icraatlara imza atmış, ülkenin kaderine sahip bir parti.

Dönem “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” esasının yeniden uygulandığı bir dönem. İyi yapıyorlar, kötü yapıyorlar, bunlar ayrı şey. Bunlar demokratik ortamda ortaya konmakta iyilikler tasvip görürken kötü icraatlar alabildiğine tenkit edilmektedir.

PARTİ KAPATILIR MI?

Örneğini Batıdan aldığımız Batı Demokrasilerinde parti kapatmak diye bir konu gündemine gelmemektedir. Onlar Türkiye’de parti kapattıkça hayret etmekte; “Biz de partileri halk kurar, halk büyütür, halk iktidar veya muhalefet yapar ve halk isterse kapatır” demektedirler.

Elbette partiler de kapatılabilirler. Ama bunun gündeme gelmesi, kapatılması istenen partinin “vatana ihanetinin olması, siyasi eylemler yerine silahlı eylemlere yönelmesi, insanlar arasında düşmanlık tohumları ekmesi gibi kapatmayı mazur gösterecek faaliyetlerinin olması gerekmez mi?

DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKMAK

Demokratik rejime sahip çıkmak herkesin görevidir. Dikta rejimleri ve oligarşik idareler, sonunda hem kendilerine ve hem de kendi halkına büyük zararlar vermektedirler. Irak’ın ve Saddam’ın başına gelenler bu konuda bize örnek olmalı değil midir?

Tarihimizde yer alan ve Demokrasiyi kesintiye uğratan tarihlerin sayısı arttıkça gelecek nesillerimize Demokrasinin faziletlerini anlatamayacağımızı bilmeliyiz.

Yarın geçler bizi sorgularlarken; “demokrasi madem en güzel bir sistemdi, siz niçin onu seksen senede seksen kere kesintiye uğrattınız?” demeyecekler mi?

Ne deriz o zaman. Demokrasi adına söylediklerimize onları inandırabilir miyiz?

Yoksa bizler, Sayın Erbakan’ın son 2007 yılı seçimler arifesinde yaptığı benzetmesiyle “DEMOKRASİ yerine bir diktatörlük rejimi olan DEMOKRATUR” u mu konuşuyoruz? Ne dersiniz?



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası