29 Mart 2017 Çarşamba
TUZ KOKARSA NE OLACAK

TUZ KOKARSA NE OLACAK

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli

TUZ KOKARSA NE OLACAK

            Nevzat Laleli Mak. Müh. – Yazar

            Güncel olaylar yazı serisi                                                                     

            Tuz, kokma ihtimali olan bütün yiyecek maddelerini koruyan ve saklayan bir maddedir. Hiç olmayacak bir şeydir ama besinlerin kokmasını önleyen bu madde kokarsa, artık yapacak bir şey yoktur.

            Bu girizgâhı Devletin Basın mensuplarına verdiği ve genellikle “Sarı Basın kartı” olarak isimlendirilen ve sizin bir basın mensubu olarak birçok yere girmenizi ve haber almanızı sağlayan bir kart için yapıyorum.

            Devletin basın konularını takip eden Başbakanlığa bağlı “Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü” adında bir birimi var. Bu Genel Müdürlüğün de “Basın kartları dairesi” bulunmaktadır. Bu dairenin, bir basın mensubuna basın kartı verebilmesi için yönetmelik gereği bir komisyonunun (Basın kartları komisyonunun) onayı olması gerekir. 

            Genel Müdürlük Başbakanlığa bağlı olması ve her an siyasi davranması ihtimaline karşılık, bu komisyonda TGC (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) ile TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) üye bulundururlar. Hem de bunlar, komisyon kararlarını kendi istedikleri istikamete yönlendirebilecek çoğunluğa sahip idiler.

            Şimdi Genel Müdürlüğün tüzükte yaptığı bir değişikle, Basın kartları komisyonuna Televizyon sahiplerinden de temsilci alma yolunu açtı. Ama bu uygulama, Gazeteciler cemiyeti ile sendikasının komisyonda ki üye sayısını azalttı. Böylece de komisyonda söz haklarını yitirmiş oluyorlar.

            Ortalık birbirine giriyor. Bunlar basın mensubu olduklarından ve ellerinde hatırı sayılır medya gurubu var. Haberler, yorumlar, açık oturumlar hep bu konu üzerine yoğunlaşıyor. Dün (30.08.2015) bir gazetenin haberin de; “TGC ve TGS, Basın kartları komisyonundan çekildi” diye resimli bir haber yer aldı.

                KOMİSYONUN MARİFETLERİ

            Ben 1969 da İstanbul’da münteşir (yayınlanan) Bizim Anadolu Gazetesinin Ankara büro elamanı ve muhabiri olarak çalışmalara başladım. Şu anda da aynı gazetede ve onun internet sitesinde yazılarım yayınlanmaktadır.

            1971-72 yılları arasında Halide Nusret Zorlutuna’nin kızı Emine Işınsu Okçu’nu yayınladığı Ayşe Dergisi ile Mekin Samancı’nın yayınladığı Defne edebiyat dergilerinin idare amirliğini ve yazarlığını yaptım. Galip Erdem ve Arif Nihat Asya ile birlikte çalıştım.

            Bu arada değişik gazetelere yazı da yazıyordum.

            1992 yılı Mart ayında ilk sayısı çıkardığım “Gençlik dergisi” ile çocuk dergisi “Kıvılcım dergisini” yayınlamaya başladım. Bu dergilerin sahipliğini ve yazarlığını yaptım.

            Bir taraftan da bu dergileri bünyesinde yayınladığı MGV A.Ş. nin yönetim kurulu başkanlığı ile Genel Müdürlüğünü yapmaktaydım. Aynı anda Milli gençlik Vakfı Genel Başkanlığı yapmakta olduğum da sizlerin malumudur. Bu dergilerin aylık tirajı 20.000 + 20.000 = 40.000 lere ulaştı.

            Bu arada Basın kartı alabileceğim, bunun için gerekli şartları sağladığım arkadaşlarım tarafından bana söylenince 14.07.1993 tarih ve 7569 alındı numarası ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne bir dosya ile başvurdum.

            Dosyam Genel Müdürlük yetkililerince incelendi. Genel Müdürlük, bekleme süresi ile ilgili hiçbir sorun olmadığı halde eksik evrak varsa tamamlanması isteniyor, ben onu tamamlıyorum. Dosyam Basın Kartları Komisyonuna havale ediliyordu.

           Ben de kendi kendime diyorum ki, “Genel Müdürlük incelemesini geçince, komisyonda nasıl olsa Basın Mensupları üyeleri var, kendileri bibi basın mensuplarını korurlar, oradan haydi haydi geçer.” Ama dosyam komisyonda bir türlü kabul görmüyor ve her seferinde bir yazı ile “basın kartı talebimin reddedildiği” bildiriliyordu.

           Basın kartları komisyonu da her an toplanmıyor. Zannederim üç ayda bir toplanıyor. Bir dilekçe ve Basın Kartları Beyannamesi ile yeniden başvuruyorum. Gene reddediliyor.

          Bu reddedilişin sebebi nedir diye o zaman TGS Başkanı Nazmi Bilgin’i ziyaret ettim ve kendisiyle tanıştıktan sonra, “Basın kart talebimin reddedilmesinin sebebi nedir?” dedim. O bana sadece; “Uygun görülmemiştir” cevabını verdi. Uygun görülmeyişinin sebebini açıklamadı. Ben kendisine;

          Nazmi Bey, siz Erzurumlu imişsiniz. Yani bir Anadolu çocuğusunuz. Ben de bir Anadolu çocuğuyum. Basın Yayın Genel Müdürlüğü dosyamı size gönderirken inceliyor ve komisyon huzuruna eksiği olmayan bir dosya olarak sunuyor. Eğer dosyada bir eksik olsa, onlar size bu dosyayı sunmazlar. Ama siz komisyon olarak her başvurumu reddediyorsunuz. Bu yaptığınız siyasi tarafgirliktir.  Benim Milli Gençlik Vakfı genel Başkanı olmamı, red sebebi sayıyorsunuz ve tabii partizanlık yapıyorsunuz, dedim.

          Güya basın mensuplarının haklarını korumak adına komisyonda yer alan ve söz sahibi olanların, ne kadar küçük düşündüklerini ve kendi fikirlerinde olamayanları nasıl diskalifiye ettiklerini üzülerek gördüm. Ve bu olaylar karşısında, inancımızdan gelen bir davranışla adaletle davranabilen tek fikir sahiplerinin bizler olduğu bir kere daha tespit ettim.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası