16 Aralık 2017 Cumartesi
KUR’AN OKUYOR MUSUNUZ

KUR’AN OKUYOR MUSUNUZ

Nevzat Ağabey Milli Gençlikle...
Nevzat Ağabey Milli Gençlikle...


Nevzat Amca çocuklarla… sevgili.cocuklar@gmail.com

Sevgili çocuklar,

Bu yazıma, Hazreti Mevlana’nın bir sözü ile başlayacağım ve onun Mesnevi isimli eserinde anlattığı bir kıssa ile de bitireceğim. Diyor ki Mevlana;

Çocukken oyun, gençken eğlence, ihtiyarlıkta (yaşlılıkta) miskinlik (uyuşukluk)… Ey insanoğlu, sen ne zaman Allah’a kul olacaksın?”

Yukarıda ki cümle sanki bizim hayatımızı özetliyor, öyle değil mi?

Sizler henüz çocuksunuz. Ama bizler, yaşlanmanın ilk basamaklarındayız. Ben biliyorum ki bu çocuk yazılarımı, genç ağabeyler de okuyorlar.

O halde hepimiz için geçerli olacak bir eylemi birlikte yapalım mı?

Geliniz, hepimiz Allah’ın kitabı, Kur’an-ı Kerimi okumaya çalışalım.

Yo, yooo… Hiç de zor değil, onu okumak.

Günde 1 saat zaman ayırın. 15 – 20 günde Kur’an-ı okumaya başlarsınız.

Ama onu okumanın tadına alır, zevkine varırsanız, kesinlikle elinizden bir daha düşürmez her zaman okumaya çalışısınız.

 

           Benim beş torunumdan birinin adı Meryem…                 

Babasının işi sebebiyle yurt dışında, Cidde’de bulunuyorlar.

Meryem henüz 5 yaşında… Kur’an-ı Kerimin birçok ayet ve suresini ezberlemiş.

Şu günlerde Türkiye’ye geldiler. Yaz tatillerini bizim yanımızda geçirecekler. Geçenlerde kendisine;

“Meryem. Bana Kur’an-ı Kerim’den biraz okur musun?” dedim. O;

“Dede. Önce ben okuyayım. Sen beni dinle. Sonra sen okursun” dedi.

Ve başladı okumaya… Ancak “R” ile “L” harflerini henüz söyleyemiyor. Onları “Y” olarak okuyor… Mesela “kara” diyemiyor, “kaya” diyor.

Ama bu şekilde okuması ve konuşması ise ona bir başka güzellik veriyor.

KUR'AN OKURKEN AÇILAN GÖZLER

Camilerde, “yaz kur’an kursları” başladı. Bütün çocuklara bu konuda öğretim veriyorlar. Oralarda Kur’an öğrenemiyorsanız eğer; evinizde babaanneniz veya anneniz varsa onlar mutlaka okumayı biliyorlardır. Size de öğretebilirler.

Sevgili çocuklar,

Kur’an çok mucizevî (olağan üstü) bir kitaptır.

Mevlana hazretleri Mesnevisinde, Kur’a-nın mucizesine ait bir hikâye anlatıyor;

Yoksul (fakir) bir şeyh (hoca), kör bir ihtiyarın evine misafir olur.

Evde, duvarda asılı duran bir Kur'an görür. Şeyh bu duruma hayret eder. Çünkü evde kör bir ihtiyardan başka kimsenin yaşamadığını bilmektedir. Kendi kendine,

''Burada kör bir ihtiyardan başka kimse yok. Bu Kur'an-ı kim okur, acaba?'' diye düşünür.

Bu durumu ev sahibine sormak ister, fakat uygun olmayacağı fikrine kapılır. Bu işin sebebinin kendiliğinden ortaya çıkıncaya kadar, sabretmeye karar verir.

Bu düşünceyle yatıp uyur. Gece yarısı Kur'an sesiyle yatağından sıçrayıp uyanır. Gördüğü manzara karşısında şaşırıp kalır.

Çünkü kör ihtiyar, Kur'an'ı önüne almış okumaktadır. Okuyuşunda en ufak bir yanlışlık da yoktur. İhtiyar bir yandan da parmağıyla okuduğu satırı takip etmektedir.

Şeyh daha fazla dayanamayarak sorar:

''Kör olduğun halde, Kur'ân-ı Kerim’i böyle nasıl okuyabiliyorsun?

Parmağınla takip ettiğine göre, demek ki harfleri de görüyorsun''

Kör ihtiyar, misafir şeyhe tatlı bir tebessümle cevap verir.

''Dostum, Allah'ın kudretinin büyüklüğü yanında, benim halimin şaşılacak nesi var? O diledi mi sebepli veya sebepsiz her şeyi yaratır” der ve ilave eder;

Allah’ıma yalvardım. .Ya Rabbi! Ben Kur'an okumayı, her şeyden çok seviyorum. Kur'an okuduğum zaman ne olur gözlerime nur ver. Ayetlerini duraklamadan, yanlışsız okuyabileyim” dedim, der.

Rabbim duamı kabul etti. Ne zaman Kur'an-ı elime alsam, O’nun lütfüyle gözlerim açılır. Ben harfleri görerek okurum'' der.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası