23 Temmuz 2017 Pazar
GERÇEK DOST NASIL OLUR

GERÇEK DOST NASIL OLUR

Nevzat Ağabey Milli Gençlikle...
Nevzat Ağabey Milli Gençlikle...

GERÇEK DOST NASIL OLUR

Nevzat Amca çocuklarla…

nevzatlaleli@gmail.com

Sevgili kardeşlerim,

Bu yazımda size yine hazreti Mevlana’dan bir kıssa (hikâye) anlatmak istiyorum. Ancak bu kıssayı bir güzel şiir haline de sokmuşlar.

Bana internetten gelen bu kıssayı ben de size aktarıyorum. Kıssayı şiirleştirenin adını maalesef ben de bilmiyorum. Onun için size ismini yazamadım.

 

Gencin biri, dermiş babasına her gün;

“Benim de dostlarım var, sendeki dostlar gibi”

Baba, itiraz edermiş, olmaz öyle çok dost, hakikisi;

Belki bir, belki iki, fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder dururken konuşma... Aralarında başlar bir tartışma,

Karar verirler bir sınava, dostun hakikisini anlamaya...

 

Bir akşam bir koyun keserler ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna, “Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna”.

Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı,

Koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta.

Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna,

Çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala… Hem de kanlı,

Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına. Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı. Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.

Evlat geriye döner. Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.

Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.

 

Baba “hayır. Evlat” der, benim bir dostum var bildiğim.

Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.

Genç Adam, çuvalı sırtlar tekrar.

Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...

 

Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.

Geçerler arka bahçeye.

Bir çukur kazarlar birlikte,

Çuvaldaki koyunu gömerler Adam diye,

Üzerine de serpiştirirler toprak.

Belli olmasın diye dikerler sarımsak...

 

Genç Adam gelir babasına;

'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,

Babası; “daha erken, o belli olmaz daha.

Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,

Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,

İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.

Sonra gel olanları anlat bana...”

 

Genç Adam, aynen yapar babasının dediğini,

Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,

Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen dost;

“Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada”

 

DOST DEDİĞİN…

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli...

Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı...

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı...

 

Dost dediğin; fanatik olmalı;

Bütün dünya seni üzdüğünde o sana moral vermeli.

Güzel haberler aldığında seninle sevinmeli,

Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmalı;

Sevinci çarpmalı, çoğaltmalı…

Üzüntüyü bölmeli, azaltmalı…

Geçmişi çıkarmalı… Yarını toplamalı...

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...

Ve her zaman, bütün parçalardan daha büyük olmalı...

İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası