18 Aralık 2017 Pazartesi
EĞİTİME BAKIŞ

EĞİTİME BAKIŞ

GÜNDOĞDU YILDIRIM
GÜNDOĞDU YILDIRIM

EĞİTİME BAKIŞ

EĞİTİME BAKIŞ

Öğretmenin önemi devlet büyükleri tarafından bir kez daha dillendirildi. Televizyon kanallarında günün anlamıyla ilgili haberler, programlar yapıldı.

Her şey öğretmenlik mesleğinin kutsallığı üzerineydi.

Ekonomik, sosyolojik ve de psikolojik yönden kimse ciddi anlamda öğretmenlik mesleğini konuşmadı.

“Anne gibi, baba gibi”,”Öğretmenin kölesi olurum”, “Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır”, “Fedakâr, cefakâr”,”En zor koşullarda emeğini esirgemeyen öğretmenler” gibi sözlerle öğretmenlerin gönülleri alınmaya çalışıldı.

Her zaman dile getirdiğim gibi; önemli işler yapanlar her anlamda değer verilen kişilerdir. Bugün doktorlar, ekonomik ve sosyal doyumun en yükseğini yaşamaktadır. Avukatlar, Mühendisiler de öyledir.  Toplumdaki avukatlık algısı bile, avukatlık mesleğine verilen değerin ne kadar yüksek olduğunu gösterir bize.

Avrupa’da öğretmenin aldığı maaş, mesleğin tercih edilme oranı, Eğitim Fakültelerinin kalitesi, öğretmenliğin değerini göstermesi açısından önemlidir. Ülkemizle kıyaslandığında ise öğretmenliğin, Avrupa ülkelerinde ne kadar değerli, ülkemizde ise ne kadar değersiz olduğu görülmektedir.

Ülkenin en ücra köşelerinde, en zor koşullarda görev yapan öğretmenlerin hem ekonomik hem de sosyal anlamda ne kadar gerilerde oldukları görülecektir. Bu zor koşullar nedeniyle, Öğretmenlik mesleğini tercih edenlerin çoğunun, başka bir iş yapamadığından bu mesleği tercih ettikleri anlaşılacaktır.

Şehirlerde ise; çalışma standartlarının çok üstünde çalışmak zorunda kalan, daha çok daha çok başarı isteyen sistemin çarklarında ayakta durmaya çalışan öğretmenler, adeta yarış atına dönmüş durumdadırlar.

Tüm bu zor çalışma koşullarına rağmen alınan ücret ortadır. Hiçbir eğitimciyi memnun etmemektedir. Yüzde doksanı yoksulluk sınırında yaşamaktadır.

Nasıl doktor, avukat ve mühendis için ciddi paralar ödeniyorsa bu ülkede; eğitim için de ciddi kaynaklar ayrılıp, eğitimcilere ciddi paralar ödenmelidir.

Eğitim fakültelerinin, eğitim kalitesi artırılmalıdır.

Liseyi bitirip, üniversiteye girecek öğrencilerin ilk tercihlerine öğretmenlik mesleğini koymaları için meslek cazip hale getirilmelidir.

“Eşit işe, eşit ücret” adı altında yapılan düzenlemede eğitimcilere en küçük bir iyileştirme bile çok görülmüş, adeta üvey evlat muamelesi yapılmıştır.

Hani derler ya halk arasında, “aç ayı oynamaz” diye.

 Öğretmenlerden ciddi işler bekleniyorsa ilk önce ekonomisi iyileştirilmelidir. Sosyal hakları en üst sınırlara çıkartılmalıdır.

Örneğin, öğretmenevi imkânlarından, sosyal tesislerden ücretsiz yararlandırılmalıdır. Ek ödemeler tatmin edici düzeyde olmalıdır.

Diğer meslek gurupları kendi kurumlarının tüm olanaklarından en iyi şekilde yararlanırken, öğretmenler; kendi kurumlarının sosyal olanaklarından yararlanamıyor.

Ülkede öğretmenlerin büyük çoğunluğu ikinci bir iş yapıyor.

Düşünün, bir doktorun mesaiden sonra bakkal dükkânı işlettiğini; o doktorun, doktorluğundan şüphe edilir; o doktorun bir tane hastası kalmaz değil mi? Yine bir avukatın, duruşmalardan sonra oto galericilik yaptığını varsayın; sanırım avukatın müvekkilleri hemen o avukattan davalarını geri çeker, o avukatın elinde bir tane davası kalmazdı.

Neden bir öğretmenin taksici, bakkal, manav, emlak, bilgisayar alım satımı, cafe işletmeciliği, araba alım satımı vb işler yapması yadırganmıyor bu ülkede.

Ülke olarak öğretmenliğe verdiğimiz değer ve de toplum olarak öğretmenliğe bakış açımız ortada.

Devletin, öğretmenlere bakışı değişmedikçe, Eğitim Fakültelerinde kalite artmadıkça, öğretmenlik mesleğinin sorunları çözülmedikçe, iyi bir eğitim beklentisi, ülkemiz için hayal olacaktır.

Eğitimi iyi olmayan bir ülkenin hiçbir şeyi iyi olamaz.

Değil mi?

 

  

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası