23 Eylül 2017 Cumartesi
SUÇLU GEN

SUÇLU GEN

GÜNDOĞDU YILDIRIM
GÜNDOĞDU YILDIRIM

SUÇLU GEN

SUÇLU GEN

 

Bu günlerde eğitim sistemimiz en çok konuşulan konusu oldu. 4+4+4 gündeme bomba gibi düştü. Muhalefet, iktidar, sivil toplum kuruluşları ve de sendikalar açıklama üstüne açıklamalarda bulundu. Alt komisyon, üst komisyon derken, sıra meclise geldi.

 

Eğitimde yeni sistem yasalaşırsa neler değişecek hep beraber göreceğiz. Sistem uygulanmaya başlayınca da, sistemin iyi ve kötü yönleri üzerine konuşup değerlendireceğiz.

 

Yıllardır zorunlu eğitim beş yıldı. 1997’de kesintisiz sekiz yıl oldu. Şimdide 4+4+4 olmasını yönünde bir çalışma var. Yarında farklı bir sistem tartışılacak.

 

Mesele eğitim sisteminin şekli değildir. Mesele eğitimin kalitesidir.

 

Eğitimcilerimiz, idarecilerimiz eğitime nasıl bakıyor? Öğrenciler nasıl yetişiyor? Eğitimde dünyada kaçıncı sıradayız? Üniversiteyi kazanan ve okuyan öğrenci sayımız ne kadardır? Kız çocuklarının okuma oranı istenen noktaya geldi mi? Üniversitelerde öğrencilere yeterli bilimsel eğitim verebiliyor muyuz? Eğitimde nasıl bir devlet politikamız var?

 

Mesele budur!

 

“Aynı tas aynı hamam ” diye bir deyim vardır ya! Önemli olan bir şeylerin olumlu değişimidir. Yoksa kırk yılda aynıdır, dört yılda.

 

Gelinen 21. Yüzyılda; bilim çağında, uzay çağında, teknoloji çağın adına ne dersen de Erzurum’da düzenlenen müdürler toplantısında bir ilköğretim okul müdürü ne demişti:“Çocuklar genellikle hırsız. Çocuklara devamlı 'Anneniz yoğurt mayalıyor mu' diye sorarım. 'Mayalıyor' diyorlar. Bir kere yoğurt bozuksa, mayası bozuktur. Aile ne ise, çocuğu odur...  Analar ne kadar kültürlü olursa, yetişecek nesil o kadar kültürlüdür.... Yıllar önce Brezilya’da Sokak çocuklarını yok etmek için bir örgüt kurulmuştu. Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti, yüz nakli yapılıyor. Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.”

 

 Mesele budur.

 

Siz bu zihniyetleri değiştiremedikçe, yasayı, yönetmeliği değiştirmişsin ne fark eder? Ne değişir?

 

Eğitim bilimden, fenden kaynağını almalı. Sosyolojik, felsefi, mantık temelli yaklaşımlar içermeli. Pedagojik mantıkla sistem kurulmalı. Her alanda çağdaş normlar temel olmalı.

 

Ne diyor; “suçlu genler tespit edilsin, suçlu genliler çocukken yok edilsin.”

 

21. yüz yılın eğitimci profili bu.

 

Yıllardır; “dayak cennetten çıkma” demiyor muyduk?”

“Dayaksız olmaz arkadaş!”, “ Öğrenciyi döveceksin”, “Fazla yüz vermeyeceksin, yoksa tepene çıkar” vb nasihat etmiyor muyduk?

 

Çocuklar niye okula gider? Eğitim niye var? Onlarca yıl niçin okur çocuklar? Okul ne işe yarar? Akıl ve bilim ne demektir?

İnsan neden düşünmeli? Yaratıcı neden olunmalı? Bilmek, üretmek neden önemli?

 

Sanırım bu sorulara bilimsel bir yanıt bulduğumuzda eğitimde bir şeyleri başarabiliriz. Yoksa hep aynıdır her şey. Sadece iktidarların işe bakışı farklıdır. Hani,“Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır” sözü vardır ya!

 

İşte öyle…

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası