19 Eylül 2017 Salı
ARABESK

ARABESK

GÜNDOĞDU YILDIRIM
GÜNDOĞDU YILDIRIM

ARABESK

ARABESK

Arabesk müzikle ilgili bir araştırma kitabı okuyordum. Birde baktım Zülfü Livaneli’de köşesinde arabesk müzikle ilgili yazmış.

Kitapta, arabesk müziğin Arap müziğinden etkilendiği ve özellikle Orhan Gencebay tarafından seslendirilmesi ile birlikte Türkiye’de popülerlik kazandığı söyleniyor ve devam ediliyordu. Arabesk müziğin ciddi bir alt yapısının olmadığını, ezgisel olarak derinlik içermediğinin tespitini yapmıştı.  

Livaneli, yazısında arabesk müzik dinlemediğini ama TRT’de arabesk müziğin yasaklı olduğu dönemlerde bu yasağın kalkması gerektiğini defalarca dile getirdiğini yazmıştı.

Arabesk müziğin kökünü ve hangi kesim tarafından dinlenildiğini az çok biliyoruz.

Arabesk müziğin toplumu uyuttuğunu, toplumu yozlaştırdığını, özellikle gençliğin üzerinde büyük bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; Müslüm Gürses konserlerinde jilet satışlarının bir hayli artığı bilinen bir gerçek. Konser sonrası jiletlenmiş kollar görüntüsü belleğimizde hala tazeliğini korumaktadır.

Cumhuriyetin kurulmasıyla da Batı müziği benimsenmiş ve ülkede b-Batı müziği yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Tüm destek Batı müziği içindir. Güzel sanatlar ve konservatuarlarda Batı müziği eğitimi verilmiş, eğitmenler, hocalar Batı müziği eğitimi için yetiştirilmiştir.

Cumhuriyet öncesi ve sonra Türk halk müziğine gereken önem verilmemiştir. Türk halk müziği kendini dinamikleriyle hayatta kalabilmiştir.

Bazı dönemler Türk halk müziğine el atılmak istenmiş ama hiçbir zaman el atılmamış. Birkaç küçük çalışma yapılmak istendi ise de çalışmalar yarım kalmış,her dönem üvey evlat muamelesi görmüştür.

Yine saray müziği olarak bilinen sanat müziği, Osmanlının son döneminde batılılaşma çabaları sonucu saray dışına itilmiş, yeterli ilgi gösterilmemiş, desteklenmemiştir.

Ülkemizdeki müzik türleri doğal olarak birbirini etkilemiş ve de birbirinden etkilenmişler. Aralarında ezgisel, makamsal ve sözel olarak çok büyük fark yoktur.

Ne diyor Livaneli; “Halk müziğinin bir kökü var, arabesk müziğinin bir kökü yok.”

Doksanlarda ortaya çıkan, kısa sürede dinleyici kitlesini artıran pop müziğin kökü çok mu derinlerdedir. İki cümle ile şarkı başlayıp bitirilmektedir.

Müzikte, kökten daha önemli olan toplumun yapılan müziği benimsemesidir.

Yılarca bu ülke insanı kendi türküsünü dinleyemedi.

Kendi öz değerini, duygusunu, kimliğini, varoluşunu, tınısını; kısacası kendine hasret kaldı.

Her dönem topluma farklı müzik türleri dayatıldı.

Arabesk müzik, böyle bir ülke atmosferinde doğdu.

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası