17 Ekim 2017 Salı
Anılarımdan…

Anılarımdan…

Konuk Yazar
Konuk Yazar

Anılarımdan…

Parkımı   arıyorum :   Çocukluğumuzda  içinde  koştuğumuz,  oynadığımız  Yediler  parkı..  Ortasındaki  büyük,  yuvarlak  havuzu  ile,  çiçekleri  ile,  ıhlamur  ağaçlarının  kokusu  ile  andığımız,  aradığımız  park..    

Akşam    vakitleri   kapımızda ,   pos   bıyıkları  sigaradan   sararmış     parkın  Arnavut  bahçıvanının  bizlerden  olan  şikâyetlerine  muhatap  olan  beybabam. . .   

Ve    sonraları..    

İbrahim  Özgür  ve  orkestrasından  dinlediğimiz  tangolar  ile,  romantik  gençlik  günlerimizin  sakin  ve  güzel  parkı. . .  

Ellili  yıllar  başında  Pazar  yeri  olarak bozulması..   Şehircilikten  nasibini  almamış  olanların   marifetleri..  Uzun  yıllar  böyle  kalacaktı..  Neler  gelmişti    parkımızın   başına ?.  ve  daha     neler  gelecekti  ?.     

Altmışlı  yıllarda  M.  Sabahattin  Günday  şehir  imarına  el atıp, yollar,  meydanlar  açıp,  Porsuk  çayını  düzenlerken,    pazarı  kaldırıyor,  parkımızı  şehre  yakışır  bir  duruma  getiriyordu..  Parkın  yanından   akan    Akarı  içeri alıyor,   parkı  küçük  şelaleler  ile   ve  romantik  köprülerle,  heykellerle  süslüyordu. . . 

Modern  bir  parkımız  olmuştu . . . Sabahattin  Günday  Parkı..   

Ve  sonra  ardından  gelen   Selami    Vardar..   Akarın  suyunu  kesiyor,    yerine  iki  üç  sözde   havuz   yapıyor,  ıhlamur  ağaçlarından  ve    diğerlerinden ,     oldukça    eksilenleri  ile,   modern  parkımız  sıradan   bir park  oluyordu. . . 

Ve   bu   gün :    Parkımız  bir  defa  daha,  yeniden  inşa  ediliyor,  ele  alınıyordu . . .

Çilesi  bitmemişti..  bitmeyecekti  de  galiba..    Altı   ay   kadar   oluyor,   parkımızın   yeşilliğinden  mahrumiyetimiz..  Etrafını  tahta  paravanla  çevirdiler..  içerdeki  faaliyetleri  göremiyorduk..  Amma   yer  yer  döşenen  demir  hasırlara  dökülen  çimentolar  da  gözümüzden  kaçmıyordu..   Beton  yığını    olmaması  idi  temennim. . .

Muhtarın   kuş  yuvası  da  yıkılmış,  etrafını   saran  ağaçlar  kesilmiş,  Yerine  Karaoğlan  caddesini  aşacak  olan   köprünün  ayak  betonları  atılıyordu..  

Caddeyi  yer  altı  geçidi   ile  geçmeyi   neden  düşünmemişler  diye  kendi  kendime  soruyordum..   Hem  daha  ucuza  mal  olacaktı,  hem  parktan  yer  kaybedilmediği  gibi,  parkın  ve caddenin   ortasında  Koca  bir  köprü (-- belki de  hantal  görünüşlü  bir  köprü--)  olmayacaktı.. 

Zira  alan  dardı..  Koca,  geniş  (?)    bir   köprüyü   oraya   yakıştıramamıştım. . . .   

Yüz   yaşını   aşmış   ağaçlarımız    vardı..   kesmeye   kıyamazlar     inşallah. . .  

Tahta  paravanlar  üzerinde   halka  sunulan   resimlerde,  park  cennet  olacakmış  intibaını  veriyor..  inşallah  öyle  olur…  Ve  ileride  de cennet   olarak  kalır..      

Yeşillikler  arasındaki  banklarda   oturmuş,  akan  sudaki   şelaleleri  seyrederken  hayaller  kurmuş,   (sözde ? )   havuzlara   bakarak  ( ilk  yüzme  öğrenirken  kullandığımız )    kabakları  düşlemiştik..    

Deremizin  ( akarımızın )  son  izlerini de  kaybediyorduk.. yeni  tasarımda  akan  bir  su  veya  dere  gözüme  çarpmamıştı . . .    Oturabileceğimiz,  sakin  bir  park  köşesinde  biz  yaşlılara  da  bir  yer  bulunabilecekti  her  halde . .    ( ?? )..    

Nereden    nereye..   Niçin  mi    istifham  işaretini  koydum  ?..   

 

7  NİSAN  2017  

ADNAN ERDEN



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası