22 Temmuz 2017 Cumartesi
İNSÜLİN DİRENCİNDE BESLENME TEDAVİSİ

İNSÜLİN DİRENCİNDE BESLENME TEDAVİSİ

BATUHAN ÇİTEMEL
BATUHAN ÇİTEMEL


 
 İnsülin direnci ; belirli bir konsantrasyondaki insülinin normalden daha az bir biyolojik etki oluşturmasıdır. Daha genel  bir ifadeyle vücudun ürettiği insülini kullanamamasıdır.
 İnsülin direnci ; Tip2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artıran bir faktördür. Eğer insülin direnci oluşmuşsa vücut insüline cevap vermekte problem yaşar ve kan şekeriniz normal seviyenin üzerinde seyreder. Bu soruna bulunabilecek  en iyi çözüm ise besinlerle alınan enerjinin kısıtlanması ve diyet tedavisi ile kilo kaybını sağlamak olacaktır. Bu faktörler insülin direncini tersine çevirerek diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
 İnsülinin görevi vücudun glukozu enerji olarak kullanmasına yardımcı olmaktır. İnsülin, vücut kimyasının düzenlenmesini başlatmaya yardımcı bir hormondur.
 İnsülin pankreastan salınır. Pankreas ise midenin alt kısmının arkasına yerleşmiş bir organdır. Pankreas herhangi bir özel durum olmadığında, yediğimiz yemeğe eş değer , doğru miktarda insülin salgılar .
İnsülin hücreye girişte kapıcı gibi davranır. Besinler sindirilip glikoz halinde hücrenin kapısına gelir. İnsülin etkin bir şekilde çalışıyorsa kapı açılır, her kapının açılması için yalnızca bir insülin görevlidir. Bu sayede kandaki glikoz hücrede enerji olarak harcanır. Eğer insülin direnci oluşmuşsa hücreler insüline yanıt vermez ve insülinin komutlarını yerine getirmemeye başlar. İnsülin görevini yerine getirememiş olur  ve kan glikozu hücrenin kapısına gelir, ama içeri giremez, ve kan şekeri yükselmeye başlar. Pankreas ise kan glikozunu normal düzeyde tutabilmek için daha fazla insülin salgılar. Bu durum artık insülin direnci neden olur, hem kan şekeri hem de kanda insülin düzeyi yüksektir, ancak vücut enerji harcayamıyor demektir.
İnsülin direncine neden olan faktörler ;
- Fazla kilo 
-Kadınlarda bel çevresinin 88 cm ‘ den , erkeklerde ise 102 cm ‘den fazla olması 
-Ailede Tip2 diyabet görülmesi 
-Genetik yatkınlık
-Kan basıncının 140/90 mm/Hg ‘nin üzerinde seyretmesi 
-Düşük HDL seviyesi (iyi kolestrol) (35 mg/dl ve altı )
-Vücuttaki yağ hücrelerinin kandaki değerinin yüksek olması 
(Trigliserit değerinin 250 mg /dl veya üstünde olması)

 İnsülin direncinde beslenme ;

 

 İnsülin direnci beslenmesi karbonhidratların düşük, protein ve yağın makul düzeyde olduğu bir beslenme olarak formüle edilmiştir. Çay şekeri (toz ya da küp), dondurma, bal, alkollü içecekler, fruktoz (bütün tatlı meyvelerde ve balda bulunan meyve şekeri) ve yapay tatlandırıcılardan uzak durulmalıdır. Patlamış mısır, ekmek gibi tahıl ürünleriyle beyaz un ürünleri gibi rafine edilmiş tahıllar ve beyaz pirinç beslenmede yer almamalıdır. Bununla birlikte, beslenmede buğday, tam esmer pirinç az miktarda yer alabilir. Karbonhidratlı olmayan sebzeler, temel karbonhidrat kaynakları olarak planlanmalıdır. Bunlar çiğ ya da hafif pişmiş olabilir. Proteinlere gelince tavuk, sığır eti, kuzu eti, doğal ortamdan yakalanan balıklar orta miktarda alınmalıdır.

 

 Yumurtalar, yağ oranı yüksek olduğundan bir haftada en fazla 7 adetle sınırlandırılmalıdır. Ayrıca ceviz, kaju fıstığı, badem ve ay çekirdeği gibi sert kabuklu yemişlere izin verilir. Unutulmamalıdır ki, sütteki yağ oranı düştükçe kandaki şeker oranı artar. Bu beslenme ayrıca orta miktarda sağlıklı yağları, örneğin bitkisel kökenli tekli doymamış, çoklu doymamış ve doymuş yağları da içine alır. Hidrojen eklenmiş yağlar hiçbir şekilde beslenmede olmamalı, tamamıyla beslenmeden çıkarılmalıdır. Kızarmış gıdalar minimumda tutulmalıdır. Herhangi bir işlenmiş gıda bu beslenmenin amacını aksatacaktır. Karbonhidratlar her zaman proteinle beraber tüketilmelidir. Tuz kullanımı minimum düzeyde tutulmalıdır. Doğal su mümkün olduğunca çok tüketilmelidir.

 

  Özetle ;

 

  1. Basit şekerden ve basit şeker içeren besinlerden uzak durun
  2. Kahvaltı ve akşam yemeğini erken saatlerde yapın.
  3. Karbonhidrat içeren besinleri tek başına tüketmemeye özen gösterin, yanına süt/yoğurt/peynir veya badem/fındık/ceviz gibi protein kaynağı olan besinler eklemek kan şekerini kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.
  4. Çok uzun saatler aç kalmayın ve 3 ana öğünü atlamayın.
  5. Meyvelerin suyu yerine kendisini tüketmeye özen gösterin çünkü meyveler aynı zamanda lif içerirler ve bu sayede kan şekerini daha yavaş yükseltirler. Meyve tüketirken porsiyon ölçülerine de dikkat edin, meyve karbonhidrat içeren bir besin olduğu için fazla tüketmek kan şekerinizi kontrol altına almanızı zorlaştırabilir.
  6. Beyaz ekmek yerine tam buğday, tam çavdar ekmeği, pirinç yerine bulgur tüketmeye çalışın. Tam tahılların tüketimine özen gösterin.
  7. Haftada en az 2-3 kez kuru baklagil yemeği tüketin.
  8. Yoğurt, kefir, pancar gibi probiyotik besinleri günlük beslenmenize ekleyin.
  9. Gün içinde en az 2.5 litre su içmeye mutlaka özen gösterin.
  10. Öğünlerinizde mutlaka protein kaynağı besinlere yer verin.
  11. Tükettiğinz besinlerin etiketlerini mutlaka inceleyin.
  12. Düzenli olarak yürüyüş yapın.

 

      DİYETİSYEN BATUHAN ÇİTEMEL



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası