18 Aralık 2017 Pazartesi
Kan, Duman ve Ölümlerin Kokusuyla “1 Eylül”

Kan, Duman ve Ölümlerin Kokusuyla “1 Eylül”

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA

Kan, Duman ve Ölümlerin Kokusuyla “1 Eylül”

 

Kan, duman ve ölümlerin kokusuyla yaşanılan “1 Eylül Dünya Barış Günü...”

 

Başta Ortadoğu coğrafyasında bulunan ülkeler olmak üzere dünyanın dört bir coğrafyasında bulunan ülkeler kanın, dumanın ve de ölümlerin kokusuyla yanarak, parçalanarak, bombalanarak “Dünya Barış Günü” olarak ilan edilen “1 Eylül’e” girmiş bulunmaktayız.

 

1 Eylül “Dünya Barış Günü!”

 

İsminin çok güzel olduğu, her daim güzel anlatıldığı, özünde ve gerçeğinde kendi içerisinde güzellikler barındıran, tadının bambaşka bir güzellikte olan 1 Eylül “Dünya Barış Günü!”

 

Ne yazıktır ki, 1 Eylül “Dünya Barış Günü’nün” içi yıllardan beri tamamen boşaltılmış, içi tamamen kurutulmuş kan’la, dumanla, silahlarla, ölümlerle doldurulmuş bir günü temsil etmektedir.

 

1 Eylül “Dünya Barış Günü!”

 

Bugünün ismi için bir günlüğüne de olsa bütün dünya, bütün katiller, bütün silah satarlar, tüm silah tüccarları, tüm diktatörler, tüm kan emici vampirler barışsever olacaklar. Hiç kimseyi öldürmemiş, tertemiz masum insanlar gibi anlamlı barış nutukları atılacak yüksek perdelerin içinden. Ama ya yarın, ya diğer, gün, ya öteki gün…? Diğer günün ilk ışıklarında hepsi unutulup katiller, silah tüccarları ve de kan emicileri her şeyi unutup kaldıkları yerden öldürmeye, bombalamaya devam edecekler.  Hatta ve hatta barış ve kardeşlik türkülerinin, şarkılarının söylendiği, şiirlerin okunduğu saatlerde dünyanın herhangi bir yerinde, belki de içerisinde bulunduğumuz, içerisinde yaşamımızı sürdürdüğümüz Ortadoğu’da silah tüccarları ve kan emici vampirler yeniden kan kusacaklar. Körpecik bedenler her gün yok olurken, bir kez daha yok olmaya maruz kalacaklar. Her gün olduğu gibi bugün de bu güzel günde de yeniden yürekler yanacak, yürekler ağlayacak, gözlerden gözyaşı damlaları durmadan akacak.

 

Dünyanın tüm noktalarında, özellikle Ortadoğu’da ve kendi ülkemizde güzelim barışı egemen kılmanın en güzel yolu, ona olan inancımızı en sağlam şekilde güçlendirmek, bağlarımızı, sevgilerimizi ve de yüreklerimizi en iyi şekilde birleştirmekten geçer. Yüce Allah (c.c) tarafından yaratılmış bütün insanları severken asla ama asla diline, dinine, rengine, ırkına bakmadan, insan oldukları için her daim sevmeliyiz. İnsanlık olarak doğmaktan kaynaklı olan tüm haklarımızı her daim eşit noktaya getirmeliyiz. Beyinlerimize, yüreklerimize kinin ve de nefretin tohumlarını değil, kardeşliğin ve de sevginin tohumlarını ekmeliyiz ki; tohumlardan yükselip filizlenip çiçekler büyüdükçe kardeşlik, sevgi ve de barışa olan güzelim duygularımız da her daim filizlenip büyüyerek kök salsın, yeryüzünün bütün coğrafyalarını sarsın. Özellikle de Ortadoğu’nun bütün ülkelerini, bütün şehirlerini, tüm cadde ve sokaklarını. Bir arada dostça, kardeşçe, insanca yaşamanın koşullarını en iyi şekilde oluşturup, bu güzelim yolda hep birlikte adımlar atıp, her daim durmadan çalışmalıyız.

 

Unutmayın ki, barışı sağlamanın başka hiçbir yolu yoktur.

 

Sizlerinde bileceği gibi yıllar öncesinde çok öncesinde Irağa demokrasi ve refah getireceğiz vaatleriyle yola çıkan lanetli Amerikan’ın yaptıkları sonrasında “Arap Baharı” olarak adlandırılan ve daha sonra da emperyalizmin akıtılan suyuna kapılan özgürlük mücadelesinin Libya, Tunus, Mısır ve en son olarak da Suriye’de yaratılan tahribatlar en net şekilde gözler önündedir. Bugün Ortadoğu ülkelerinden olan Suriye’de yaşanan vahşetlerin tüm acımasızlıklarıyla devam etmektedir. Büyük savaşın yaşandığı, insanların yurtlarını terk etmek zorunda bırakıldığı, birçok çocuğun, yaşlının, annenin suların derinliklerinde boğulduğu, uçaklardan atılan bombalardan ölen insanların her geçen gün daha çok artığı, kanın ve de duman kokusunun arttığı bir Ortadoğu ülkesi haline getirildi. Ne yazıktır ki, birçok İslam ülkesi ve dünyanın birçok ülkesinde emperyalizmin taşeronları da bu savaşlara su yerine benzinle katılmaktadırlar. Barış ve kardeşliği savunmak varken, insanları ölümlerden kurtarmak varken, Yüce Allah (c.c) tarafından en güzel şekilde yaratılmış olan insanları bombalardan kurtarmak varken, ne yazıktır ki; boş yere çıkarılan savaşların hepsine çanak tutmaktadırlar.

 

Şunu asla unutmayın!

 

Çıkarılan savaşların hiçbirinde savaşan insanlar değil, savaşı çıkaran silah tüccarları, kan emici vampirler, diktatörler, Siyonistler ve de emperyalist güçlerin kazandığı gerçeğini ne yazık ki, göremeyecek kadar kör olmuş insanlar. Ne yazıktır ki, her zaman olduğu gibi hiçbir zaman da görülmemektedir.

 

Barışı sevenler, barışın gelmesini isteyen tüm yürekler bu lanetli savaşları ve çıkaranları kınarken ülkede, tüm dünyada ve Ortadoğu bölgesinde barışı sağlama adına, savaşlara karşı barışı en iyi şekilde egemen kılmak adına seslerimizi, yürüyüşlerimizi, kardeşliğimizi, sevgilerimizi en iyi, en sağlam, daha güçlü bir şekilde çıkarmalı, en iyi adımları atmalıyız.

 

Emperyalist güçlerin, silah tüccarların, kan emicilerin, Siyonistlerin ve emperyalizmin oyunlarına gelmeden, inanç ve de ırk sömürücülerin oyunlarına alet olmadan, barışa olan sevdamızı her daim diri tutmalı, mücadelemizi en iyi şekilde sürdürmeliyiz.

 

Ortadoğu’nun beyni ve motoru olan ülkemiz Türkiye üzerine yazılan, çizilen ve de oynanan oyunları boşa çıkarmak için her daim barışı savunmalı, barış ve de kardeşlik için bir olup Siyonistlere, emperyalist güçlere, kan emici vampirlere ve de silah tüccarlarına karşı inadına başkaldırıp, barışa olan inancımızı savunalım.

 

Barış ve kardeşliği her daim inadına savunmak zorundayız. Çünkü Ortadoğu başta olmak üzere bütün dünyanın barışa ihtiyacı vardır. Barış, bir tadımlık bal değildir. Barış, dünya var oldukça su gibi, oksijen gibi, hava gibi, yediğimiz ekmek gibi yaşamsal alanlarımızda olmazsa olmazlarımızdan olandır.

 

Barışın olmadığı topraklarda yaşam da yoktur. Barışın olmadığı topraklarda kan, duman, gözyaşı ve de ölümler vardır. Barışın olmadığı topraklarda kan emiciler, silah tüccarları, emperyalist güçler ve de Siyonistler o toprakların her yerinde yerlerini alırlar.

 

Ölümlerin olmadığı kan, duman kokularının olmadığı, gözyaşlarının akmadığı barış dolu günleri isteyelim. Onun için hep beraber mücadele edelim.

 

Barış insanlığı mutluluğa eriştiren en önemli yoldur. Savaş ise; insanları mahfeden kötülüklerin başıdır. Savaşlar var olan milletlerin tüm varlığını sonlandırır; var olan en güzel ülkelerin perişan ve de ziyan olmasına sebep olur. Bütün iyi insanların sonunu getirmekle beraber, kötülükleri en yüksek noktaya çıkarır.

 

Unutmayın!

 

Çıkarılan hiçbir savaş iyi değildir! Çıkarılan tüm savaşlar saçma bir o kadar da aptalcadır.

 

Bütün insanlık var olan savaşlara son vermelidir. Son verilmediği takdirde var olan tüm savaşlar insanlığın sonunu getirecektir.

 

Bizler barıştan yana olalım. Bir olalım, diri olalım, canlı olalım. Barış güvenliktir. Barış hukuktur. Barış kazanılan en güzel ve de en önemli saygıdır. Barışın olduğu yerde mutluluk vardır.

 

İnsanları birbirlerini öldürmek için eğitmeyin. İnsanları birbirlerini yaşatsın diye eğitim verin ki; insanlığın arasına barış, kardeşlik, dostluk ve de güzellikler girsin.

 

Bir gün gerçek olan barışın başta Ortadoğu bölgesi olmak üzere dünyanın bütün bölgelerine geleceği umudumu koruyarak dünyada ve yurtta barışın var olacağı, kan ve gözyaşının olmadığı barış dolu günler diliyorum.

 

Unutmayın!

 

“Savaşları zenginler çıkarır, ölenler de hep yoksullardır.”   (Jean Paul Sartre)

 

Vesselam…

 

 

İnstagram: https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

Facebook:  https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası