12 Aralık 2017 Salı
Işıkları Söndürülmüş Masum Çocuklar!

Işıkları Söndürülmüş Masum Çocuklar!

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA

Işıkları Söndürülmüş Masum Çocuklar!

Karanlığın içerisinde yüzdürülen çocuklar…



 

Işıkları söndürülmüş çocuklar… 



 

Kendi ailesi içerisinde tacize ve tecavüze uğramış, uğratılmış tertemiz günahsız çocuklar… 



 

Okudukları okullarda, gittikleri kurslarda cinsel istismara uğrayan ve de uğratılan masum çocuklar… 



 

Başlarına gelen tüm olaylarda sessizliğe alıştırılıp, kimselere anlatılmasın diye sıkı sıkıya tembihlenen ve de korkutulan o günahsız, melek yüzlü çocuklar… 



 

Küçük yaşlarda evlendirilen, gerdek gecelerinde bedenleri parçalanıp ölen minik bedenlere sahip çocuklar… 



 

Cinsellikleri tek değil, çocukluklarıyla beraber var olan hayatlarını tümden istismar edilen suçsuz günahsız ve de masum çocuklar… 



 

Zalimlerin çıkardıkları savaşlarda suçsuz bir şekilde katledilen çocuklar… 



 

Savaşlarda öldürülen çocuklar, canlı bomba olmak üzere eğitilen minik bedene sahip çocuklar… 



 

Minicik ellerine verilen silahlarla savaşların içerisine gönderilen tertemiz yürekli çocuklar… 



 

Dağlara zorla çıkarılan, her tarafı kırmaya, parçalamaya ve de insanları öldürmeye zorlananlar, zorla savaştırılan, savaşların içine gönderilen, yaşadıkları toprağa karşı kin ve nefretle doldurulan tertemiz melek yüzlü çocuklar… 



 

Var olan tüm ağır işlerde çalıştırılan minicik bedenlere sahip çocuklar… 



 

Anne, babaları aileleri tarafından bir eşya parçası gibi satılığa çıkarılan minik çocuklar… 



 

Gecenin zifiri karanlıklarında şehirlerin en tehlikeli sokaklarında dilenen, başıboş gezen, uyuşturucu kullanmaya ve uyuşturucu satmaya zorlanan zavallı çocuklar… 



 

Lanetlilerin, zalimlerin, Siyonistlerin, Yahudilerin ve de insafsızların çıkardıkları savaşlardan kaçarken denizlerin derinliklerinde nefessiz kalıp boğulan minik çocuklar… 



 

Gözleri kadar, yüreklerinden yaş gelen minik bedenlerin çığlıklarına sahip çocuklar… 



 

Onlar ki; her biri tertemiz, masum, hiçbir şeyden haberleri olmayan cennet kokulu çocuklar… 



 

Işıkları söndürülmüş, karanlığın içerisine atılmış, elleri kolları ve tüm bedenleri parçalanmış suçsuz günahsız ve de masum çocuklar… 



 

Ey İnsanlık! 



 

Sizler, şu saatte evlerinde babalarıyla oturan, masa başında kitap okuyan, ders çalışan, bilgisayarlarında oyun oynayıp internette dolaşan çocuklarınızla berabersiniz. 



 

Yaşadığı hayata dair sizlere her daim farklı farklı ve de diğer çocuklara çok ilginç gelecek sorular soran, akşam yemeğinde beraberce aynı sofrayı paylaşan, kendi odası olup rahat bir şekilde uyuyup uyanan, yeni yeni hayata tutunup büyüyen, sizlere baba deyip gözlerindeki ışığı parlayan çocuklar… 



 

Babalarıyla beraber şaka yaparak şakalaşıp duran çocuklar… 



 

Beraber sinemaya giden, top oynayan, resim yapan çocuklar… 



 

Yüreğini babasına açıp, gelecekleriyle ilgili hayallerini babalarına anlatan çocuklar… 



 

Üzerlerine titrediğiniz, öpmeye hiçbir zaman kıyamadığınız, hayat anlamının sadece onlardan ibaret olduğunu bellediğiniz, sürekli olarak resimlerini herkesle paylaşıp gösterdiğiniz çocuklarınızla; babasız, yetim, öksüz bir şekilde hayatın tüm zorluklarına karşı savaşan, savaşların arasında kalmış, zalimlerin yaptıklarından ötürü ceza çeken, bombalanan evlerin enkazları altında kalan minik bedenleri hiç düşündünüz mü?



Ey İnsanlık!



Sizler, doğan her çocuğun geleceklerini boş vaatlerle donattığı vahşetlerin de eriten sistemlerin pazarladığı tüketim karnavalının cafcaflarına ciddi manada kapıldınız.



Bu sebeple bugün sizler ezilen, öldürülen, satılan, taciz edilen, tecavüze uğrayan, çocuk yaşlarda evlendirilen, uyuşturucuya alıştırılan hiçbir çocuğa el atmadınız. Hiçbir minik bedene el uzatmadınız. Sizler, küçücük bedenlere yaşatılan hiçbir vahşete karşı çıkmadınız, çıkmıyorsunuz ve bu gidişle de hiçbir zamanda karşı çıkmayacaksınız.



Şimdi evinizde, dışarıda, aynı sokakta, aynı mahallede, aynı şehirde, aynı ülkede ve gittikçe daha da çok zalimleşen bu dünyada büyümekte olan tüm çocuklardan gidip özür dileyin! O çocukları karanlıklar içerisine bırakmayın. O çocukların ışıklarını söndürmeye değil, aydınlatmaya devam edecek şeyler için mücadele edin.



Sizlerde karanlıklar içerisine bırakılmış çocuklara bir el uzatıp da aydınlığınız ile aydınlatmak istemez misiniz?

Aydınlatılan çocukları görmemiz dileğiyle…



Vesselam!



https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

 

https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası