28 Haziran 2017 Çarşamba
Ölü Bedenlere Zarar Vermeye Kalkmak

Ölü Bedenlere Zarar Vermeye Kalkmak

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA

Ölü Bedenlere Zarar Vermeye Kalkmak

Ölmüş olan bedenlere işkence çektirmek, üzerinde oynamak…

Ey insanoğlu!

Ölüm biz insanlar için yokluk değildir; unutmayın ki ölüm daha güzel olan alemlerin kapısıdır. Bilir misiniz toprağın derinliklerine giren bir çekirdeğin, ilk görünüşte öldüğünü, çürüdüğünü ve de yok olduğunu? Lakin bir gerçek vardır ki; daha farklı ve de daha güzel bir hayata geçiş sürecinin başladığı noktadır. Çekirdek olan bir hayatın içerisinden ağaçlık olan ve de meyve veren bir hayata geçişi olduğunu görülmektedir.

 Ölen insanın da görünüş olarak toprağın altına girdiğini, çürüdüğünü, lakin gerçek olan da kabir ve berzah aleminde daha mükemmel olan bir hayata kavuştuğunu haber edilmiştir.

İnsanoğlunun ruhuyla bedeni adeta bir ampulün ve de elektriğin ikilisi gibidir. Ampulün parçalanması ya da patlaması sonucunda elektriğin gitmediği, yok olmadığı ve de sürekli olarak var olmaya devam ediyor. Bizler o elektriği görmezsek de, elektrik hala mevcuttur. İşte insanoğlunda da ölüm gerçekleştiğinde ruh bedenden çıkıyor. Lakin var olmaya devam ediyor. Yüce Yaradan o ruha daha münasip olan, daha güzel olan bir elbise giydirerek, kabir aleminde onun yaşamını devam ettirmektedir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V);

“Kabir hayatının ya Cennet’in bahçelerinden birer bahçe, ya da Cehennem çukurlarından bir çukurdan meydan geldiğini” söylemiştir. Kabir hayatının varlığını ve de nasıl olacağını biz insanoğluna haber vermiştir.

İnsanoğlunun bedeni, kendi ruhunun elbisesidir. Elbiseleri çıkardıktan sonra onu kesmenin, onu parçalamanın, ona zarar vermenin, onu yakmanın ve de yıkmanın ya da başka bir şeylerle parçalamanın bizlere bir zararı olmaz. İşte o yüzden ruh bedenden çıktıktan sonra onun elbisesi gibi olan bedene zarar verilse dahi bu zarar ruha asla etki etmez ve de etkilemez. Bundan dolayıdır ki toprağın içerisinde ve de derinliklerinde çürüyen sadece beden olup; ruhun ondan etkilenmediğini bilmemiz gerekir.

Hazreti Aişe (r.a) şöyle buyurmuştur: 

“Ölü olan bedenin kemiklerini kırmak, zarar vermek onu sağ iken zarar vermiş ve de kemiklerini kırmış gibidir.“  Hazreti Aişe (r.a) bu sözüyle günah ciheti ile demek istemiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa da (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“Ölünün kemiğini kırmak günah olması itibariyle de tıpkı diri olan birinin kemiklerini kırmak gibidir.” (İbn-i Mace: 1616)

Bundan da anlaşılacağı gibi bir insanın ölü bedenine bile işkence yapıldığında ya da herhangi bir zarar verildiğinde sanki sağmış gibi bir durumla karşı karşıyadır.

Demek ki insanoğlu çok değerli ve de özel bir varlıktır. Cesedine eziyet etmek, eziyet çektirmek ya da işkence yapmak dinimizce tamamen yasaklanmıştır. Düşman cenazelerine bile zarar vermek bile yasaktır. Bu sebepledir ki “Müsle” denilen, düşman olan kişilerin ölü bedenlerine zarar vermek yasaktır.

Bu sebepledir ki bütün rivayetlerde eziyetlerin yapılması, ruhların eziyet görmesi olarak değil de, yapılanların haram olması ve de günah boyutu yönünden hayatta iken zarar verilmesi gibi değerlendirilmesi açısındandır. Bütün rivayetlerde de konulara en iyi şekilde açıklık getirilmiştir.

Ölü olan bedenlere işkenceler ve de zulümler yapılmadan saklanılması dileğiyle…

Allah’ın selamı üzerinizde olsun.

Vesselam!

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası