24 Temmuz 2017 Pazartesi
MUTFAĞIMIZDA MİLLİ DEĞERLERİMİZDEN BİRİ: KURUBAKLAGİLLER

MUTFAĞIMIZDA MİLLİ DEĞERLERİMİZDEN BİRİ: KURUBAKLAGİLLER

ÖZLEM PÖLENT
ÖZLEM PÖLENT

MUTFAĞIMIZDA MİLLİ DEĞERLERİMİZDEN BİRİ: KURUBAKLAGİLLER

Kurubaklagiller Türk halkı olarak sevdiğimiz ve sofralarımızda bolca yer verdiğimiz bir besin grubudur. Özellikle kış aylarında tüketim miktarı artan kurubaklagiller beslenme düzenimizde önemli bir yere sahiptir. Başlıca tüketilen çeşitleri; kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya, bakla, börülce, bezelye ve soya fasulyesi olarak sayılabilir.

Kurubaklagillerin yağ içeriği oldukça düşük(100 gramda 2 gramdan az), bu yağın büyük bir kısmı da çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşur. Karşılaştırma yapacak olursak en yağlı üyenin soya fasülyesi, nohudun yağ içeriğinin ise kuru fasulye ve mercimeğe oranla daha yüksek olduğunu görürüz. Ayrıca hayvansal gıda olmadıkları için kolesterol içermezler. Kurubaklagillerin içerdiği protein bitkisel kaynaklı olduğundan elzem olan kükürtlü amino asitler (metiyonin) bakımından sınırlıdır yani orta kalite protein içerir. Bu nedenle kurubaklagillerde bulunan proteinden azami ölçüde fayda sağlamak için et ve tahıl grubuyla birlikte tüketilmesi daha yararlı olur.

Kurubaklagiller özellikle çözünür posa kaynağı olduğu için glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme düzeyi oldukça düşüktür. Bu özelliği ile kan şekerinde ani değişimlere sebep olmadığından diyabet hastalarında güvenle kullanılabileceği ve diyabet kontrolünde bireylere yardımcı olacağı, acıkma hissini yavaşlatarak daha uzun süreli tokluk sağladığından vücudun metabolik düzenini bozmadan kilo kontrolü sağladığı, ayrıca kalın bağırsakta yararlı bakterilerin aktivitesini arttırarak sindirim sistemini düzenlediğinden kabızlık ve diğer bağırsak hastalıklarının önlenmesinde etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Kurubaklagiller kanda kolesterol, kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve trigliserit seviyelerini düşürürken iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü yükseltir. Bu özelliği ile kan basıncının düzenlenmesi ve kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Çağın en önemli hastalıklarından biri olan kanserden korunmada da kanıtlanmış yararlı etkileri bulunmaktadır. Bu gruptaki besinler kanser hücrelerinin büyümesini, gelişmesini ve yayılmasını önlemektedir.

Kurubaklagil alınırken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Uygun koşullarda paketlenmiş, birbirleriyle ortalama aynı boyutlarda, filizlenme yapmamış, üzerinde böcek yeniği olmayan, iyi renk kalitesinde, içerisinde kırık ya da yabancı madde bulunmayan ürünler olmasına ve israfı önlemek için ihtiyaçtan çok fazla ürün alınmamasına dikkat edilmelidir. Satın aldıktan sonra da ışık ve nemden uzak kapalı ve serin ortamlarda bez torba ya da cam kavanozda saklanmaya özen gösterilmelidir. Sıcak ortamlarda tanelerin kabukları kalınlaşarak pişmesini güçleştirir ve böceklenme riski artar. Nem miktarının artması ise taneler içerisindeki mikroorganizma üremesini arttırarak küflenmesine ve çürümesine neden olur.

Kurubaklagilleri pişirirken ise farklı tarihlerde alınan ürünü birlikte kullanmamaya dikkat edilmelidir, bekleyen üründe birtakım değişiklikler olacağından pişirme süreleri de değişecektir ve bu da yemeğinizin lezzetinde ve kalitesinde istemediğimiz durumlara sebep olma ihtimalini arttırır. Akşamdan oda ısısında ya da daha hızlı pişirmeniz gerekiyorsa kaynar suyun içerisinde 1-3 saat ıslatmaya bıraktıktan sonra ıslatma suyunu dökerek temiz suyla pişirmeniz kurubaklagillerin içerisindeki azotlu ürünlerin atılarak daha rahat sindirimine yardımcı olur.

Ülser vb. mide rahatsızlığınız varsa ya da bebeklerde ek gıda olarak yapıyorsanız bu işlemin yanında dış zarlarını da çıkarmanız sindirimin daha da kolay olmasını sağlayacaktır. Düdüklü tencerede pişirmek de size zamandan tasarruf sağlayacak ve daha iyi pişmeyi sağlayacak bir alternatiftir. Çeşitli baharat ve lezzet vericilerle yemeğinizi tatlandırabilirsiniz ancak tuz, sirke gibi asitli maddeler pişmeyi geciktireceği için pişmeye yakın ilave edilmesi daha yararlı olur. Pişirme suyuna soda katılması vitamin kayıplarına yol açacağından doğru bir tercih değildir.

Kurubaklagiller bu güzel özellikleriyle sofralarımızdan eksik etmememiz gereken besinlerden birisidir. Özellikle vejeteryanların protein ihtiyacını karşılamak için tüketilebilecek en iyi alternatiflerden olan kurubaklagiller; diyabet ve kalp-damar hastalarının da sofralarından eksik etmemesi gereken besin grubudur. Ayrıca menopoz döneminde östrojenin vücutta yarattığı etkileri dengeleyerek bu değişimlere karşı koruyucudurlar. Haftada en az iki kez sofralarımızda olması sağlığımız ve beslenmemiz için oldukça yararlı olacaktır..

Sağlıklı ve mutlu günler geçirmeniz dileğiyle..

Dyt. Özlem PÖLENT



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
eskişehir güvenlik kamerası