19 Ağustos 2017 Cumartesi
İsimleri Tartışıyoruz

İsimleri Tartışıyoruz

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ


Son günlerde bir tartışmadır gidiyor. Tartışmanın nedeni ise TOKİ tarafından yapılan toplu konutlar içindeki okula TOKİ başkanının adının verilmiş olması! Bugün de ulusal basında yer bulan bu haberde özellikle DSP’li meclis üyelerinin itirazlarını görünce bende farklı konularda neden sessiz kalan DSP’lilerin bu konuda neden bu kadar ateşli bir tartışmaya tutuştuklarını merak ettim.

 

Mesela kentin kültürünü ve kentteki yaşamı etkileyen ve tamamen DSP’li başkanımızın insiyatifinde gelişen sokak isimlerinin değiştirmesi konusu. Bu konuda yine ulusal basında yer bulmuştu ve aynı şekilde dile getirilmişti.  Kaldı ki kente Avpura Kenti çehresi kazandırmaya çalışan başkanımız değişimi yaparken Avrupa Kentlerindeki gibi sokak ve caddeleri adresler kolay bulunsun diye değiştirmiyordu isimleri. Çünkü Avrupa da büyük kentlerin çoğunda sokaklar ve bulvarlar insanlar adresleri kolay bulsunlar ve kentin ileride gelişmesi de düşünülerek rakamlarla belirtilmekte. Yani adres arıyorsunuz diyelim, 5 numaralı sokakta 15 numara. Ne yaparsınız bakarsınız kaç numaradasınız ona göre 5 numaraya doğru gider ve adresi elinizle koymuş gibi bulursunuz. Oysa bizde durum tamamen farklıydı sokaklara ilginç akla gelmeyecek, kolay akılda kalmayacak bir sürü isimler verildi ve kentte yaşayan bizler doğup büyüdüğümüz kentte adresleri bulamaz olmuştuk. Bu süreçte nedense hiçbir DSP’li nin itiraz etmediğini gördük.

 

İkinci konu bugün DSP’lilerin TOKİ başkanını suçladıkları bir ayrıntıdaydı. Başkana “Babanın parasıyla mı yaptırdın bu okulu da babanın adını veriyorsun” diyorlardı. Peki ya Yılmaz hoca köprüleri babasının parasıyla mı yaptırmıştı! Babasının parasıyla yaptırmadığı köprülere nasıl bir mantık ve egoyla YB harflerini kazıyabiliyordu!

 

Tıpkı TOKİ başkanının babasının parasıyla yaptırmadığı okula babasının adını verdiği gibi kentin parasıyla yaptırılan köprülere de YB harflerini kazımaya kimsenin hakkı da var mıydı? Neden bunları herkes görürken siz dürüstlük yanında olanlar bu durumda seslerinizi neden çıkarmadınız bir kez bile! Neden kendi partinizin başkanını bu konuda uyarma gereği hissetmediniz!

 

Peki ikinci konu Büyükşehir Belediyesinin dışının restorasyon sonrasında belediye sizlerin malıymış gibi nasıl kendi partinizin simgeleri ile süsleyen başkanınızı uyarmadınız! Belediyenin yan tarafındaki bu güvercin amblemlerini koyan ve bu restorasyonun parasını veren sizlerin babanız mıydı?

 

Evet, kimsenin devletin malıyla, parasıyla kendi isteklerini yerine getirmesi doğru değildir! Ancak doğruluğu savunurken de herkesin buna uyup uymadığına bakacaksınız! Kendinize gelince mubah kabul ederseniz, bir başkası da yaptığını mubah olarak görür ve kabul eder. O zaman da şuan ki gibi bir tartışma çıkar ortaya.

 

Seçim sürecinin yaklaştığı şu dönemde yine bu tarz şeyleri duyuyoruz. Bir başkası da belediyenin elemanlarına kendi stikerlarını yapıştırtmakta bir mahsur görmüyor.

 

Önemli olan sanırım bazı konuları savunurken dürüst olabilmekte yatıyor. Bir başkasının hatasını ortaya koyarken kendi hatanızı bir kez görmüyor ve başkalarının da görmediğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Siz başkalarının hatalarını nasıl görebiliyorsanız sizin hatalarınızı da bir başkası görebiliyor. Sütten çıkan akkaşık gibi ortalıkta esip savurmak yerine herkes öncelikli olarak kendi eksiklerini ve hatalarını ölçüp tartmalıdır. Bu devletin malı kimsenin malı değildir. Kimse ne babasının adını, ne partisinin amblemini ne de kendi baş harflerini öyle pervasızca devlet malıyla oraya buraya kazıyamaz. Yada kendini stiker yapıp oraya buraya yapıştıramaz. Tüm bunların net olarak görebiliyoruz ve bunun hesabını da sandıkta herkese soracağız.

 

Türkiye seninle gurur duyuyor diye yargı tarafından suçlu bulunanların bile alkışlandığı bir dönemde bu tartışmalar ve kimsenin kendi eksiklerini ve hatalarını görmemesi normaldir belki. Ancak bizler mümkün olduğunca bu farklılıkları görmeye ve ifade edebilmeyi çalışıyoruz.

 

Yine her yazımın sonunda altını çizdiğim gibi tekrar şunun da altını çizmek istiyorum. Kimseyi tutuyor ya da savunuyor değilim. Sadece her iki taraftaki eksiklikleri de ifade etmek istedim sadece. Yani biri böyle yaparken, diğeri farklı bir şey yapmadı neden bunları da görmezden geliyorsunuz diyorum.

 

Yapılanların hangisi birbirinden farklı? Bu ülkeyi bir padişah mı yada bir diktatör mü yönetiyor ki herkes kendi istediğini bu kadar kolay yapabiliyor ve neden bizler buna seyirci kalıyoruz. Sadece bunu sorguluyorum.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası