22 Ekim 2017 Pazar
The Other

The Other

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ


Seçim arifesinde olduğumuz şu günlerde özellikle konuşulanları ve dile getirilenleri görünce ilk aklıma gelen şey “The Other” kavramı oldu… Yani diğerleri…  İnsanlar nedense kendileri dışında kalanları direk olarak diğerleri olarak nitelendirmekte ve kendilerini bir şekilde onların üstünde gören söylemlerle düşüncelerini ifade etme çabası göstermekteler.

Seçim öncesi ve seçim sonrası kendi düşüncesindeki insanları küçümseyen bir  yaklaşım içine girebilmekteler. Kendileri gibi düşünmeyenleri diğeri olarak nitelendiren bu kişiler her nasılsa kendilerini diğerlerinden üstün görmekte ve diğerlerini saflık, cahillik ve hatta daha ileri giderek aptallıkla bile suçlayan söylemlerle kendilerinin üstünlüğünü sözel anlamda ifade etme çabasındalar. Ki bunun örneğini bir dönem NTV programında yer alan sarışın bir mankende “Benim oyum dağdaki çobanla, nasıl eşit olur” diyerek dile getirmeye bile çekinmemişti.

Oysa demokratik toplumlarda ve bizim rejimimizde yönetilen hiçbir ülkede bir vatandaşın diğerinin üzerinde bir üstünlük iddia edebilmesi gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Her türlü süreçte tüm vatandaşlar eşittir. Eşit haklar, eşit görevlere sahiptirler.

Elbette hayatta herkesin bir duruşu ve durduğu noktadan gördüğü bir dünyası vardır. Durduğu nokta neresi ise de hayatı öyle algılayıp yorumlaması da normal olandır. Ancak siz, sizinle aynı görüşe inanmayan insanları baskı ile kendiniz gibi düşünmeye zorlama hakkına sahip değilsinizdir. Hele hele söylem anlamında sizin gibi düşünmeyenleri cehaletle, saflıkla ya da kendini satmakla da itham edemezsiniz… Bu düpedüz söylem bazında da olsa bu insanlar üstünde baskı kurma çabasının tipik bir göstergesidir.

Bunu kısaca örneklemek gerekirse, kendi kültürüne sahip olan, gelenek ve göreneklerini korumaya mevcut ihtiyaç hiyerarşisinde belli bir doyuma ulaşma şansı bulamayan bireylerden sosyal ve kültürel aktiviteler anlamında daha üst düzey bir durumda olan biriyle aynı beklentileri hedeflemesini bekleyemezsiniz!

Kaldı ki insanların beceri, kabiliyet, zeka gibi bireysel özellikleri farklı olabildiği gibi hobi, kültürel aktivite ve zevk aldığı konularda da farklılıkları olduğu bir gerçektir. Bir birey kitap okumayı tercih ederken, diğer bir birey bahçeyle uğraşmayı ya da bir diğeri futboldan aynı hazzı almayı seviyor olabilir. Tüm bunları yargılama ve insanları buna göre nitelendirmede elbette ki kimsenin haddine değildir.

Mesela birileri için hiç bir şey ifade etmeyen futbol bir çokları için çok fazlasını ifade edebilmektedir. Ya da şuan ki demografik yapımızda daha az bir kesimin ilgilendiği opera gibi bizlerle çok kültürel anlamda da ilgisi olmayan bir sanat dalından hoşlanıyorsa diğerlerinin de hoşlanmama gibi bir özgürlüğü söz konusudur…

Yani sizler operayı çağdaşlık simgesi olarak görürken diğerleri kültürel bir faaliyetten çok ekonomik ve bilimsel bir çalışmanın çağdaşlık düzeyini ifade ettiğini de düşünebilirler.

Tüm bu durumlarda sizlerin sizin gibi düşünmeyenleri küçük görme gibi bir lüksünüz olabilir mi… Özellikle de hakaret düzeyinde bunu ifade etme gibi bir ayrıcalığınız… Yani toplumumuzu düzenleyen ahlaki kuralların yanında yazılı olan kurallarda yani hukuk kurallarımızda her hangi bir vatandaşımıza böyle bir üstünlük verilmiştir de kimsenin haberi mi yoktur?

Diğer insanlarında sizler gibi bir birey olduğunu ve hayata sizin baktığınız yerden bakmadıkları için farklı düşünüyor olabileceği gerçeğini göz ardı etmeyin. Sizlerin kendinizi, oylarınızı satmayacağı gibi emin olun kimsede kendini ve düşüncelerini satmak gibi bir niyeti yoktur…  Sizinle aynı düşünceleri benimsemiyorlar ve sizinle aynı doğrultu da oy kullanmayacaklarsa bu o insanların cahil ya da saf olduğunu da göstermez. Gösterdiği şey çok açıktır. Hayata baktığı nokta!

Mesela size bir örnek daha vereyim. Vişne evleri gibi güzel bir yerde oturan ve kentin her türlü olumsuzluklarından birebir uzak duran birinin çok uç noktada oturan ve her gün işine gitmek için bata çıka çamurlardan, birikmiş sularla dolmuş sokaklardan geçen birini anlamasını bekleyebilir misiniz? Evinde sıcacık ısıtıcısı yanan ve soğuk denen kavramla sadece dışarı çıktığı süre içinde muhatap olan birinin soğuk bir evde uyuma gibi bir gerçeği hiç aklına getirebileceğine inanıyor musunuz?

Atasözünde derler ya “Tok açın halinden anlamaz” diye… İşte bunun gibi bir çok kişi bir başkasının yaşadıklarını anlayamaz kolay kolay.

Nasrettin hoca bir gün damda (çatıda) tamirat yaparken kayar ve düşer aşağıya. Etraftakiler koşuştururlar “Aman derler hocaya bir doktor!” Hoca ise yerden zorla doğrulur. “Bana doktor değil, damdan düşen birini bulun. Beni ancak o anlar!”

Onun için lütfen insanları ve düşünce anlamındaki değerlendirmelerini değerlendirken biraz daha empati kurmaya çalışın. İnsanları olmadık şeylerle küçümseyip, aşağılayarak onların fikirlerini değiştirebileceğiniz gibi bir safsataya da kanmayın…

Elbette şu bir gerçektir. İnsan kendisi ne ise hayatı ve diğer insanları da öyle algılayacak ve yorumlayacaktır. Varoluş felsefesinde de şöyle söylenir “Diğer bir insanın varlığı ancak benim varlığımı kanıtlar. Onun bakışlarında kendi bakışlarımı, gözlerimde kendi gözlerimi bulurum” Yani ben kim olduğumu başkalarına baktığım zaman ifade edebilirim, başkalarını nasıl tasvir ediyorsam aslında bende tıpatıp oyumdur denmektedir…

Özellikle haberlerdeki yorum yazanların karşılıklı olarak birbirlerine itham ettikleri bu konular sonucunda belki birilerinin az da olsa dikkati çekebilirim diye bunları yazıyorum. Belki birbirimize biraz daha ılımlı bakmayı öğrenebiliriz! Demokratik bir süreç içine girdiğimiz bu günlerde demokratik anlamda gerçekleşmesi gereken bu seçimi böyle daha güzel yaşayarak çok yine sonuçlarından sonrada aynı süreci devam ettirebiliriz.

"The Other" denen şeyin sizin dışınızdakiler olmadığını da kabul etmeniz gerekiyor. Siz Other olarak tanımladığınız insanları tanımlarken kendinizden yola çıkıyorsunuz. Bunu asla unutmayın. Other üzerine yüklediğiniz bir çok sıfat aslında sizin sahip olduğunuz sıfatlar...

Sadece biraz empati. Herkes kendisi ve hayattaki bulunduğu nokta neyse hayatı öyle algılacaktır ve ona göre hareket edecektir. Sizde olduğunuz noktadan bakarken farklı noklar olduğunu asla göz ardı etmeyin.

Sonuçta herkesin hedefinde en azından söylemde vaat ettikleri konular aynıdır. Bahsettiğimiz kişilerde tıpkı bizler gibi bu vatanın evladı, bu devletin vatandaşıdır. Bizlerin birbirinden başka gidecekleri kapısı, yaslanacak bir omzu bir başkası asla olmayacaktır...

Güzel bir seçim süreci yaşanmasını ve sandıklardan çıkan sonuçların hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum...

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası