12 Aralık 2017 Salı
Sus Payı mı?

Sus Payı mı?

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ


Geçtiğimiz günlerde Eti'den başlayan grevin bir gün sonrasında yerel gazetelerin tümüne tam sayfa olarak verilen ilanlar ile ilgili olarak uyarımızda basınımızın Eti'nin bu tavrı karşısında nasıl bir reaksiyon izleyeceği konusunun kamuoyunca merak edildiğini ifade etmiştik.

Yine aynı haberimizde buna benzer bir sürecin daha önceden de Sendikal haklarını kullanmak isteyen işçilerin işte atılması sürecindeki yaşanan uzun hak alma sürecinde yerel basının seyirci kaldığını ve o işçilerin sorunlarını dile getirmekten kaçındığı gibi bu grev sürecinde de aynı tavrı alıp almayacağının kamuoyu tarafından merak konusu olduğunu üstüne basarak sorgulamıştık.

Elbette yıllarca basın ve etik konularının tartışıldığı bir çok mecrada, basının patron ve çevresi, reklamverenleri ve çevresi gibi konularda objektifliğinin tartışıla gelen bir süreç olduğu gerçeğini de ve daha bundan yıllar sonra da bunun hala tartışılacak bir durum olduğu gerçeğini de irdelemeye de gerek yoktu. Ve bunu detaylı olarak irdelemedik.

Kaldı ki basın emekçilerinin sendikasız ve bir çok haklarından mahrum olarak çalıştırıldığı bir dönemde yine bir gazete patronu kimliğine de sahip olan bir ağabeyimizin canı yanan bir emekçiyi, sendika başkanını ve taşıdığı kaygıları anlayabilecek olgunluk, tecrübede olduğunu düşünüyoruz.

Böyle 2000 emekçinin grev sürecine, haklarını istemek için düştükleri sıkıntıların ertesi gününde olayın taraflarından birinin verdiği paralı ilanı yayınlamak ne kadar etik ve objektif bir davranış olabilir? Buna durumdan faydalanmak demek mümkün müdür?

Basın yayın bilimlerinin okutulduğu gazetecilik okullarındaki 4 yıl boyunca değişmeyen tek ders denebilecek basın ve etik konusu anlamında bu paralı ilanın alınması gazetenin objektifliğine ve tarafsızlığına olan inancı kamuoyunda sarsmayacak mıdır?

Şuan sendika başkanına verilen yanıt, para ile bu ilanı vermek için gelindiğinde bunun etik bir davranış olmayacağı ve yanlış anlaşılabileceği gibi bir durumun söz konusu olacağı akıllara gelip, muhatap olan firma sahibine bunu ilan olarak değil bir basın demeci olarak yayınlanabileceği neden söylenmemiştir?

Kamuoyunu aydınlatmak adına görev yapan gazeteler neden bu konuyu haber olarak yayınlamak yerine paralı bir ilan seklinde yayınlamışlardır?

Elbette canları yanan, evlerine ekmek götüremeyen işçiler ve onların temsilcisi sendikalar bu konudan kaygı duyacak ve bunları da dile getireceklerdir.

3 kuruş reklam parası alınarak gazetecilik mesleğini bu şekilde dillere düşürmek bir basın emekçisine yakışır mı? Gazetenin güvenilirliğini sarsmak pahasına da olsa bu risk göze alınabilir mi?

Eskişehirli ciddi bir firmada yaşanan ve 2000 emekçi ile ailesini ilgilendiren bu tarz bir konuda daha hassas davranmak ve ince eleyip sık dokumak gerekmez miydi?

Elbette hassas olunan bir konuda hassas davranılmazsa sonucun şuanki  gelinen noktaya gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

Canları yanan, ramazan arifesinde hakları verilmediği için haklarını aramak adına böyle sıkıntılara giren, evlerine çocuklarına ekmek götürmeleri gerekirken, boş bir fabrika önünde grev gözcülüğü yaparak gece gündüz demeden bekleyecek olan bu insanları anlamak çok mu zor?

Bu hassasiyeti anlamak çok mu zor? Kendilerinin sözcüsü olarak gördükleri, toplumun aynası olması gereken gazeteleri haklarını vermediklerini iddia ettikleri patronlarının paralı bir aynası gibi görmüş olmalarının taşıdığı kaygı çok mu yersiz?

Bu konuda söylenebilecek çok şey var. Ancak bizim haddimize değil kimseye gazetecilk dersi vermek. Basın ve etik konularını tekrar anlatmak. Yada emekçileri ve sendikacılığın getirdikleri sorumlulukları tekrar tekrar yazmak.

Ancak yaşanan bir sıkıntı vardır ve toplumun aynası olması gereken basının bu görevi yerine getirmesi engellenme çabası olduğu aşikar ortadır. Ne bizler burada maddi sıkıntılarla can çekişen basını hedef alıyoruz nede inanıyorum ki sendika başkanı hedef almıştır.

Ortadaki durum basını satın almak isteyenlerin olabileceği konusudur. Ki söz konusu ilanda bile sendika başkanının ve Eti çalışanlarının beyanlarına göre doğru bilgilendirme yapılmamıştır.

Mesela, kamu çalışanlarına verilen zam oranlarının Eti çalışanlarına verilenlerle kıyaslandığı ancak nedense kamu çalışanları maaşları ile Eti çalışanları maaşları arasındaki uçurum kesinlikle ifade edilmemiştir.

Peki gazeteler doğru haber, tarafsız haber yapmakla yükümlüyken. Aynı şey gazete de çıkan ilanlar için geçerli değil midir?

Gazeteye her para veren istediği gibi ilan verebilme ve gerçekle uyuşmayan beyanatta bulunma hakkına sahip midir? Basın kuruluşu bir yanlışlık veya gerçek dışı ilan yayınladığı için hukuki sorumluluk kadar ahlaki bir sorumluluk altına da girmemekte midir?

Tekrar altını çizerek yine aynı konuyu dile getiriyorum. Söz konusu durumda gazeteleri zan altında bırakan bu ilanın yayınlanmasıdır. 'Sus payı mı' derken İlanı veren kuruluşun niyeti sorgulanmıştır.

Gazetelerin daha hassa davranmış olması ise bu sorgulamayı bile gerektirmeyecekken bu durum ortaya çıkmıştır.

Bu konuda sendikanın sitemleri ve kamuoyunun endişeleri yersiz olamaz.

Ki dediğim gibi bu ilanı, böylesine bir ilanı yayınlarken verilen bilgilerin doğruluğu konusunu hiç kimse akıl etmemiş midir? Yoksa gerek mi görülmemiştir? Asıl sorulması ve tepki gösterilmesi gereken konu da budur.

En azından cemiyet başkanının bu konuyu da sorgulamış olması gerekirdi.

Bir yanda evlerine ekmek götürme derdinde olan ve her gecen gün kendilerini daha çok çaresiz ve yalnız hisseden emekçiler. Diğer yanda gazete istediği zaman reklam vererek sesini duyabilecek diğer taraf...

Peki tekrar soruyorum bu yersiz bir kaygı mıdır? Bu reklamların yayınlanması zamanı doğru mudur? Kamuoyunun bu endişeleri yersiz ise neden böyle gereksiz bir kınama yapılmak yerine durup ilan verenin niyeti sorgulanmamıştır.

Bir gazeteci abimizin, Ömer Duru'nun söylediği bir söz geldi aklıma. "Gazetecinin dostu yoktur! Onu kullanmak isteyenler vardır"

Lütfen kendinizi kullandırmayın! Biz aynada kendimizi izlemek istiyoruz. Biz bu reklamın yayılanmış olmasını doğru bulmuyoruz elbette. Ancak sizleri de karalamıyoruz. Sadece ortadaki niyeti dile getiriyor ve emekçilerin haklılıklarını kanıtladığını ifade ediyoruz. Endişeleri sesli söylüyor bu sese kulak verin diyoruz.


---------------------------------------------------------------------------

İşte sizlere gelişmeler sonunda Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanının yaptığı açıklama:
 
Sus payı mı?
Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, ETİ Gıda Sanayii´nde bir hafta önce başlatılan grevin yerel gazetelerde yer verildiğini hatırlatarak buna rağmen Tek Gıda-İş Sendikası binasında sendika yönetimi tarafından hazırlanan panolarda  "ETİ´den yerel gazetelere sus payı mı?" yazılarının dikkat çektiğini ifade etti.

Sus payı
Karaca, "İddia edilen "sus payı" işveren kuruluş tarafından bazı gazetelere verilen "kamuoyuna duyuru" başlıklı ilanlardır. Sendikanın bu çarpık ve üzüntü veren mantığı, sendika açıklamalarını haberleştiren gazetelere bedel ödendiği gibi bir yorumu da akla getirebilecektir. Tek-Gıda-İş Sendikası yönetimini kınıyor ve Eskişehir basının onurlu geçmişine fiske bile vurulamayacağını hatırlatıyoruz" dedi.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası