21 Ağustos 2017 Pazartesi
Hangisi Karınca?

Hangisi Karınca?

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ

Hangisi Karınca?

Geçtiğimiz yıl Doğan Medyasına bir haber yansımış ve bir belediye başkanı şehrin susuzluk sorununu çözmek için çalışmamakla diğeri ise su sorunu olmamasına rağmen yeni gölet yaptığı için karınca olarak gösterilmişti.

Peki hangisi doğruydu?

Şimdi bunu burada tartışmak amacıyla konuyu açmıyorum. Çünkü yapılan iki işin arasında çap, büyüklük ve en önemlisi amaç doğrultusunda çok büyük farklar vardı.

Su için yapıldığı söylenen göletin yanına kanunsuz olarak bir anfi tiyatro yapılmaya kalkılması da amacın ne olduğunu anlatmak için yeterlidir sanırım..

Bugün bu konuyu dile getirmemin amacı aslında okumuş olduğum bir haber!

Haberi okurken gerçekten üzüldüm!

Neden mi?

Çünkü yaz dönemlerinde su sıkıntısı yaşayan bir kentle, su sıkıntısı olmayan bir kentin ellerinde suyu nasıl değerlendirdiklerini gördüm.

Yazları su sıkıntısı kesintileri yaşayan İstanbul kenti, Hamidiye suyunu 27 ülkeye satıyormuş. Haber başlığıda şöyle “Abdülhamit’in Mirası 27 Ülkeye Satılıyor”. Evet bahsedilen miras Hamidiye suyu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletmesi yapılan Hamidiye suları, dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Sultan 2. Abdulhamit'in miras olarak bıraktığı Hamidiye su, 27 ülkeye ulaşıyor.

Peki su sıkıntısı olan bir şehrin suyu bu şekilde pazarlanabiliyor da bizim sıkıntımız yokken Kalabak Suyunu nasıl olurda bu şekilde satamıyoruz. Onu bırakın kentimizin içinde bile marketlerin büyük çoğunluğunda yok ne yazık ki! Hatta başkanlarımız tıpkı geçenlerde gazetecilerin önünde çeşmeden su doldurup içen ESKİ müdürü gibi sanırım bir tek basın önünde kalabak suyuyla poz veriyorlar.

Sözüm ona başta Küba, Çin olmak üzere pek çok ülke ile yakın ilişkiler içindeyiz. Pek çok kardeş kentimiz var. Bakıyorsunuz bir çok ülkelerle bağlantılar kuruluyor, bir çok ziyaretçi Büyükşehir başta olmak üzeri ETO’yu, Sanayi Odasını ziyaret ediyor. Gelenler kenti beğeniyorlar, bol bol fotoğraflar çektirip bunları basına servis ediyorlar. Gelenlerin hepsi özellikle başkanımıza iltifatlar ediyorlar. Kendilerine örnek alacaklarını söylüyorlar. Peki ya neden böyle bir bağlantı kurmayı düşünmüyor şehrimizin ileri gelenleri. Lületaşını görmezden gelip es geçtikleri gibi Atatürk’ün talimatı ile çıkarılan ve Eskişehirlilerin içmeye doyamadığı Kalabak Suyunu neden tanıtmayı ve buralara satmayı düşünemiyorlar.

Evet, ne yazık ki daha Eskişehir’de başta marketler olmak üzere, restaurantlarda, kafelerde ve buna benzer bir çok yerde kalabak suyunu bulmak pek mümkün değil. Diğer yerlere nasıl gönderelim?

Bakın bizim kendi kentimizde bile pazarlayamadığımız suyumuzun karşısında ağustos böceği sandığımız adamlar hangi ülkelere pazarlıyorlar. Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, İngiltere, İrlanda, İsrail, Belçika, Malta, Kuveyt, Avustralya, KKTC, Singapur, Bahreyn, Macaristan, Lübnan, Fransa, Gana, ABD, Mısır, Suudi Arabistan, İsviçre, Irak, Güney Afrika, Fas ve Filistin.

Tüm bunları okuyunca acaba bizim kiler ne gibi faaliyetler yapıyorlar diyerek http://www.kalabak.com.tr adresine girdim. Ne tuhaftır ki sayfada Pazarlama başlığı dışındaki tüm sayfalar dolu. Bir tek pazarlama sayfası bomboş duruyor. Yani pazarlama dışında her şey düşünülmüş gibi görünüyor.

Kentimizde bir çok alanda yapılması gerekenler ne yazık ki Kalabak Suyu örneğindeki gibi es geçilip başka toplumun genelini ilgilendirmeyen alanlarla uğraşılıyor. Bir çok şeye vakit bulan sayın yetkililer imza günleri ve yine kendi tanıtımlarına yönelik bir çok faaliyeti ilk sırada görüyorlar.

Umarız yetkililer ve ilgililerde Abdulhamit'in mirası 27 ülkeye satılıyor” olduğun haberini okurlarda biraz utanıp Kalabak Suyunun 27 ülkeye olmasa bile Eskişehir içinde satışını sağlayabilirler. Bizde kim karınca, kim ağustos böceği anlarız…



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası