18 Ekim 2017 Çarşamba
“BİR OLMAK BİRLİK OLMAK…” (Yusuf ÇEVLİK)

“BİR OLMAK BİRLİK OLMAK…” (Yusuf ÇEVLİK)

Hüseyin GÜVEN
Hüseyin GÜVEN


Köşemizde; okur mektuplarına, görüşlerine ve okurlarımızdan gelen yazılara da yer veriyoruz. Siz değerli okurlarımızdan da bekliyoruz. Bu hafta “Yusuf ÇEVLİK’ten” gelen yazıyı istifadelerinize sunuyorum efendim.

Değerlendirilmesini istediğiniz görüş, yazı ve haberlerinizi huseyinguven1907@gmail.com ileti adresime gönderebilirsiniz.

 

Çocukluk yıllarımı Mihalıççık'ta geçirmiş bir kişi olarak,  O zaman ki karşılaşılan sorunlar belki biraz azalmış olsa'da ana hatlarıya değişen pek fazla bir şey yok.

 

Geçtiğimiz yıllar da bir yüksek okul muhabbeti vardı, geldimi evet geldi. gelmesiyle gitmesi bir oldu tabii  alt yapı yoktu. iyi bir yer gösterilmedi. öğretmen kadrosu kısıtlı idi, O zaman ki idarecilerimiz ögrencilerin ihtiyaclarını giderecek imkanlardan yoksundulardı. Empati yapmadılar, kendilerini öğrencilerin yerine koyupta biz bu ilçede nasıl vakit geçiririz demediler.

Haaa birkaç cafe tarzı birşeyler açıldı, ama yeterli olmadı.

 

Bir yabancıya kapı acmak onu bir misafir kabul etmek, ama nasıl misafir, bir hızır, bir tanrı misafiri görmek kültürümüzde ve inancımızda var.

 

Yaklaşık üç beş  yıl önce bir yabancı gelse ilçemize yatacak yer bulunamazdı aç kalırdı. şimdi öylemi, Mihalıççık Belediye Başanımız Sayın Ümit Güven'in çalışması ve gayretleriyle misafir hanemiz var.

 

On yıldır gurbette yaşayan biri olarak, (senelerdir gurbette yaşayanlara  göre çok çömez sayılırız) bir araya geldigim hemsehrilerimle konuşur, özlem gideririz. Ramazan ayında bir hemşehrim şunları anlattı.

 

Bundan 4-5 yıl önce ramazan ayında hemşerim izin almış köylerine giderken iftar vaktinde Mihalıççık a girmişler. bakmışlar ki ne bir açık bakkal var nede bir lokanta. Suların akmaması zaten ayrı bir dram. Tabii o zamanlar iftar çadırıda yoktu. Neyse biraz bekledik diyor hemşerim. biraz bekledikten sonra ilk buldugumuz bakkaldan bisküvi ve hazır su alarak iftarlarını  açıp yollarına devam etmişler. Beni ençok etkileyen son sözüde şu oldu hemşerimin; Hiçbir şeye değil de kendi  memleketimde aç kaldığıma, memleketimin sahipsizliğine  üzüldüm dedi.

 

Şükür şimdi her şey tıkır tıkır işliyor. O günler  gerilerde kaldı ama unutmamalıyız.


Belediye başkanımızın  kendi ağzından duymuş biri olarak söylüyorum, gelen yabancıyı kim olursa olsun kendi evimde doyururum diyor...!  Bu kara lekeden bir nebze olsun kurtulduk. İşte bu ahlak dedelerimizin ahlakı , bu güzellik islam ahlakından geliyor. Aç olanı doyurmak yolcuya misafire konaklamada yardımcı olmak.

 

Benlik, bencilliktir aslında nefsten gelir. benlikten, bencillikten kurtulduğumuz zaman kendimizi buluruz. başkalarını düşünmek derdiyle kederlenip neşesiyle sevinmek bizi elbetteki birbirimize kenetleyen ayrılıktan ve yalnızlıktan kurtaran ne güzel değerler.

Biz, ilçemizi ilçedeki esnafımızı ilçemiz adına neler  yapabilecegimize kafa yorarsak herkes mutlu olur. Ama tam aksine, yapılanı beğenmez, her şeyde bir kusur ararsak, emin olunki sizin beğenmediklerinizi ileride siz iyi şeyler yaptığınızda başkalarıda  sizi beğenmeyecek, bundan taktir görmeyeceksinizdir.


Bu yazı köşeleri, siteler birer emek ürünü. İlçemiz için en iyisini istiyorlar şüphesiz…

 

Emek dedik emeğe saygı da imandandır. Yapılanı yıkmak, ortalığa fitne tohumları saçarak insanların arasını açmak tefrikaya ayrılığa düşürmek hem dinen  hem insanlık onuruna yakışmayan bir davranıştır.Merhum Mehmet akif ne güzel söylemiş; Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez." İslâm tarihine genel olarak baktığımızda da tefrikaya (ayrılığa) düşen insanların, milletlerin nasıl yok olduguna tarih şahittir. koskoca Osmanlı imparatorluğu bile gözümüzün önünde tefrikaya kurban giden canlı bir örnektir.


Biz Mihalıççıklıyız. Mihalıççık adeta toprağın altından çıkmayı bekleyen çekirdek misali filizlenmiş, üzerindeki toprağı yırtıp atmayı bekliyor. Üzerine ölü toprağı serpilmişler size sesleniyorum. sizde atın artık üzerinizden şu toprağıda birbirinizle didişmeyi çekişmeyi bırakıp gücünüzü yaşadığınız yerin imarı için harcayın. filizlenip boy atsın yatırımlar, bir fidan olup dal olsun, ağaç olsun yapacağınız eserler. gölgesinde dinlensin gelen gecenler sizi hayırla yad etsinler kim yaptıysa ALLAH razı olsun desinler.


Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.s.) bir hadîs-i şeriflerinde: «Ayrılık yapan bizden değildir» buyurmaktadırlar. Ormanı sık olan yerlere yağmurun çok indiği gibi, efradı arasında sevgi ve beraberlik bulunan bir milletin üzerine de Allah'ın ma­nevî rahmet ve bereketi iner.


Evet, her birey kendi doğduğu, yetiştiği toprakları yabancı bir yerde anlatırken en güzel ifadeler kullanarak anlatmaya çalışır. Mensubu olduğu bir derneği, bir grubu adı her ne ise en iyi  şekilde ifade etmeye çalışır. Koyunağılı lı bir polis hemşerim diyor ki malıçlılar çalışmaz yan gelir yatar diyor. Gurbette çok saygın iki abimiz le tanıştırınca bizim oralardan böyle adamlar çıkarmıymış demekten kendini alamadı. VAY HEMŞERİM VAY ne güzel insanlarımız varda sen farkında değilsin.

 

Aynı kendi gücümüzün farkında olamadığımız gibi. Dışarıda yaşayan sadece Eskişehirde 80 ila 100 bin Mihalıççıklı hem şehrimizin olduğunu hepiniz biliyorsunuzdur, ama neden bir araya gelemediğimizi hiç düşündünüz mü ?

 

Mihalıççık adına en iyi en güzel olan ne ise onu yapmak, onu düşünmek zorundayız. kendi bildiğimiz ilçemiz yararına ne varsa onu paylaşmalıyız. Paylaşılan her güzellik artar, bizlere refah olarak, kazanç olarak mutluluk olarak geri döner. En güzel günler  tüm hemşehrilerimin üzerine olsun. ALLAH a emanet olun. Yusuf ÇEVLİK

 

 

Değerlendirilmesini istediğiniz görüş, yazı ve haberlerinizi

huseyinguven1907@gmail.com ileti adresime gönderebilirsiniz.

 

Selam&Saygılarımla

Hüseyin GÜVEN

Gazeteci-Yazar



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası