KAFALAR TUTSAK OLMASIN
- 5 Aralık 2010 Pazar
- Bu yazı 5931 kez okundu
KAFALAR TUTSAK OLMASIN
Tutsak etmek, insanları terbiye etmek için kullanılan bir yöntemdir. Kişiyi cezalandırmak için bedenin toplumdan tecrit edilip, hapis edilmesidir. İnsan toplumsal bir varlık olduğu için böyle bir ceza, insanlığa verilebilecek en ağır cezadır.
İki tür tutsaklık vardır. Birisi zorla tutsak edilmek, ikincisi beynin tutsak edilmesidir. Konu edeceğimiz beynin tutsaklığıdır.
Bazen yaptıkları iş gereği, bulunduğu yer gereği, yaşadığı ortam gereği kendisini tutsak düşmüş hisseder insanlık. Birçokları; her ortamda dert yanar, sızlanır durur. Bedeninin yaşadığı yere mahkûm edildiğini, bundan da çok büyük sıkıntı çektiğini anlatır durur. Kendisini adeta mahpushanede hisseder. Birçok şey yapacaktır ama koşulları bunlara elvermez. Onu başkaları hiç anlamaz, gereken ilgiyi, sevgiyi görmez. Çünkü etrafı sözüm ona cahillerle doludur. Onu anlayan yoktur. Ama bir gün kurtulacak, özgür olacak, özgürlüğünün tadını sonuna kadar yaşayacak, kafasındakileri bir bir hayata geçirecektir. Yeter ki bulunduğu mekândan ve mevkiden bir kurtulsun.
Hele memurlarda, işçilerde bu söylemler ayyuka çıkar. Hiçbir şeyden memnun olunmaz. Her yer ve de her şey batar. Onların dışındaki her şey kötü ve çirkindir, değersiz ve anlamsızdır. Daha da yetmez, kendi dışındakiler problemin kaynağıdır. Biran önce burası terk edilirse sorunlar bitecek, rahata erecek, özgürleşecektir.
Sadece burasıdır sıkıntı veren, bedenen orada olmasıdır. Başka bir yer, onlar için sıkıntı vermeyecek, orada her şey çok güzel olacaktır. Bireyin yaşadığı, bedeninin tutsak olduğu yerdir kafa bozan. Hele dert yanarken sanırsın ki, entelektüel birisidir. Sinema, tiyatro, konserler bile kesmez onu.
Yılmaz Güney’in bir sözü vardır; “Bedenin tutsaklığı hiç önemli değil; önemli olan beynin tutsaklığıdır. Yeter ki, insanın beyni tutsak düşmesin” der. Bu sözün ne kadar doğru olduğunu yaşam çok iyi öğretmektedir.
İster bir suç sonucu beden tutsak düşsün; ister görev gereği isterse insanın doğası gereği bir yerlerde yaşamak zorunda kalsın. Her ne nedenle olursa olsun beynin tutsak düşmesi sonucudur, bedenin tutsak olması.
Hayata pozitif bakabilmek, hayatı sonuna kadar yaşamak beynin özgürlüğü ile ilgilidir.
Hayatı zehir etmenin hiçbir gerekçesi olamaz, olmamalıdır da. Her şeye güzel bakabilmek kişinin kendisi ile ilgilidir. Kişi o anı yaşarsa, o anda mutlu olursa beynini tutsaklıktan kurtarmış demektir.
Geçmiş ve gelecek bedenin ve beynin tutsaklığı ile ilgilidir. Kişi geçmişle konuşmaya başlarsa bilin ki beynen bitmiştir. Gelecekle ilgili konuşuyorsa, tutsaklığına gerekçeler bulma derdindedir.
Mutluluk elindeki imkânların, çevresel koşulların sınırlarını bilmek ve bulunduğu yere neler katabileceğini düşünmekle başlar. Attığı her adım, başardığı her iş yaşamını daha bir güzelleştirir.
Toplumun bir bireyi isek, her birey bizim gibi değerli ve güzeldir.
Kimse bizden değersiz ve önemsiz değildir. Her canlı ve cansız güzel ve anlamlıdır. Eleştirilecekse ilkönce kendini eleştirerek başlamak kadar doğru yapılacak bir iş yoktur.
Önce kendini düzelt!
Başkentin ortasında veya İstanbul’un göbeğinde yaşamakla, her hangi bir ilin bir köyünde yaşamak arasında fark sadece bakış açısıyla ilgilidir.
Yaşamın doğası gereği herkes şehrin göbeğinde yaşayamaz. Her yer bir yaşanası yer olabilir. Düşünmek, empati kurmak, ufku geniş tutmak mutlu ve dolu yaşamanın anahtarıdır.
Milyonlarca insan şehrin göbeğinde yaşadığı halde bedenen ve beynen tutsaktır.
Mekânın önemi bizim beyin gücümüzle ilgilidir.
Özgür düşünce, tutsaklığın tek düşmanıdır.
Dünyanın neresinde olursak olalım yaşamdan zevk almasını, hayatımıza güzellikler katmasını, sevmesini, sevilmesini bilelim.
Yoksa…
- ÇARESİZLİK - 9 Haziran 2016 Perşembe
- KIRMIZI SAÇLI KADIN - 16 Nisan 2016 Cumartesi
- BİR ADA HİKAYESİ - 10 Mart 2016 Perşembe
- İFTARLIK GAZOZ - 10 Şubat 2016 Çarşamba
- SERENAD - 27 Ocak 2016 Çarşamba
- KAFAMDA BİR TUHAFLIK VAR - 13 Aralık 2015 Pazar
- EN BÜYÜK YATIRIM - 27 Ekim 2015 Salı
- ACIMIZ BÜYÜK - 15 Ekim 2015 Perşembe
- OKU OKU OKU - 5 Ekim 2015 Pazartesi
- BAYRAM - 20 Eylül 2015 Pazar
- DÜNYA VE İNSAN - 13 Eylül 2015 Pazar
- ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR - 29 Temmuz 2015 Çarşamba
- RENKLER GÜZELDİR - 10 Temmuz 2015 Cuma
- GİYİM KUŞAM - 27 Haziran 2015 Cumartesi
- HAYATA DAİR - 2 Haziran 2015 Salı
- JAPON MÜHENDİS - 25 Nisan 2015 Cumartesi
- ÖNEMLİ GÜNLERİN ARDINDAN - 22 Mart 2015 Pazar
- EMEK VERMEDEN - 2 Mart 2015 Pazartesi
- VAHŞET VAHŞET VAHŞET - 16 Şubat 2015 Pazartesi
- TÜRK FİLMLERİ - 31 Ocak 2015 Cumartesi
- YENİ YIL - 9 Ocak 2015 Cuma
- EĞİTİME BAKIŞ - 16 Aralık 2014 Salı
- BİR SERZENİŞ - 4 Aralık 2014 Perşembe
- ADALET - 2 Kasım 2014 Pazar
- DİLİM VARMIYOR - 14 Eylül 2014 Pazar
- HUKUK VE VİCDAN - 3 Eylül 2014 Çarşamba
- HAYAT AKARKEN - 10 Ağustos 2014 Pazar
- GÜNDEM - 20 Haziran 2014 Cuma
- UMUT - 11 Nisan 2014 Cuma
- ANLAMIYORUM - 28 Mart 2014 Cuma
- UZAKTAKİ KURT - 25 Şubat 2014 Salı
- ÜLKENİN DURUMU - 16 Ocak 2014 Perşembe
- CUMHURİYETÇİLER VE DEMOKRATLAR - 30 Kasım 2013 Cumartesi
- EĞİTİM - 27 Ekim 2013 Pazar
- ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI - 18 Eylül 2013 Çarşamba
- ESKİYE ÖZLEM - 20 Ağustos 2013 Salı
- NEREDE KALMIŞTIK - 6 Temmuz 2013 Cumartesi
- SIRADANLIK VE GERÇEKLER - 2 Temmuz 2013 Salı
- ÖLÜM - 11 Mayıs 2013 Cumartesi
- 1 MAYIS - 1 Mayıs 2013 Çarşamba
- DÖRT DUVAR ARASI KADIN - 19 Nisan 2013 Cuma
- DOLU DOLU YAŞAMAK - 22 Mart 2013 Cuma
- KADINA DAİR - 8 Mart 2013 Cuma
- MUHTEŞEM YÜZYIL - 22 Şubat 2013 Cuma
- AHMET HAKAN “SANA NE” DİYOR - 11 Ocak 2013 Cuma
- ARABESK - 14 Aralık 2012 Cuma
- BİR ARPA BOYU YOL - 26 Ekim 2012 Cuma
- KAZANMADIKLARIMIZI TÜKETMEK - 13 Ağustos 2012 Pazartesi
- OLMADI OLMAZ DA - 10 Haziran 2012 Pazar
- EĞİTİMİN TEMEL SORUNU - 6 Mayıs 2012 Pazar
- EĞİTİMDE PROJE VE PERFORMANS - 6 Nisan 2012 Cuma
- SUÇLU GEN - 13 Mart 2012 Salı
- BİLGİ SAHİBİ OLMADAN - 21 Şubat 2012 Salı
- NEDEN DEVLET OKULLARI BAŞARILI - 26 Ocak 2012 Perşembe
- NE OLACAK! BU ÇOCUKLAR? - 13 Ocak 2012 Cuma
- YILIN ARDINDAN - 22 Aralık 2011 Perşembe
- FARKINIZ YOK BİRBİRİNİZDEN - 4 Aralık 2011 Pazar
- EĞİTİME BAKIŞ - 26 Kasım 2011 Cumartesi
- DUYAN OLDU MU? - 19 Kasım 2011 Cumartesi
- ahmet hakan nereden bakıyorsun - 4 Kasım 2011 Cuma
- TARAFTAR OLMAK - 21 Ekim 2011 Cuma
- NERDEN NEREYE - 9 Ekim 2011 Pazar
- YAZMAK - 7 Ağustos 2011 Pazar
- UCUBE - 22 Mayıs 2011 Pazar
- ucube - 22 Mayıs 2011 Pazar
- 0-6 YAŞ - 29 Nisan 2011 Cuma
- SAVAŞ!.. - 8 Nisan 2011 Cuma
- ERKEK OLAN - 21 Mart 2011 Pazartesi
- BİLGİNİN AĞIRLIĞI - 8 Mart 2011 Salı
- NELER OLUYOR - 17 Şubat 2011 Perşembe
- gideriz tersine - 27 Ocak 2011 Perşembe
- HER MEVSİM GÜZELDİR - 23 Aralık 2010 Perşembe
- KAFALAR TUTSAK OLMASIN - 5 Aralık 2010 Pazar
- 24 KASIM YAKLAŞIRKEN - 11 Kasım 2010 Perşembe
- NE KADAR ÇOK BİLİYORUZ - 20 Ekim 2010 Çarşamba
- 21 yüz yıla dair - 3 Ekim 2010 Pazar
- KPSS SINAVI - 6 Eylül 2010 Pazartesi
- ZAMANI KULLANMAK - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- ortalık toz duman - 8 Haziran 2010 Salı
- BU GÜNLERDE - 14 Mayıs 2010 Cuma
- AŞK - 22 Nisan 2010 Perşembe
- HALKIN GÜNDEMİ - 13 Nisan 2010 Salı
- KENDİNE DEMOKRAT - 4 Nisan 2010 Pazar
- YENİ DEĞERLERİMİZ - 19 Mart 2010 Cuma
- VEDA - 10 Mart 2010 Çarşamba
- CİNNET VE ŞİDDET - 2 Mart 2010 Salı
- okumuyoruz - 17 Şubat 2010 Çarşamba
- Suçlu Kim - 12 Şubat 2010 Cuma
- Tekel İşçileri - 4 Şubat 2010 Perşembe

