Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine
- 7 Kasım 2008 Cuma
- Bu yazı 6948 kez okundu
Nefis tek ve değişmez değildir. Kişide halden hale giren "ben" nefisdir. Nefs "kalp" karşılığında da kullanılır. Çünkü kalbin anlamı: "İnkılâp eden, bir kararda durmayan, halden hale giren" demektir. Peygamber efendimizin "Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl!" şeklindeki duası da bunu ifade eder.
Bu neyi gösteriyor? Nefsin dış tesirlerle etkilenen tabiatını. Bilindiği gibi "kalp" maddi bedenin hayat merkezidir ve bastığı kanla bu hayatı tüm hücrelere iletir. Göz bu sayede görür, dil bu sayede söyler, kulak bu sayede işitir. Tıpkı bunun gibi, bir de manevi bedenin merkezi olan kalp vardır. Onu "akl-ı selim" bağı ile imandan yana bağlarsanız, oradan aldığı ışığı manevi göze, kulağa, dile, dudağa, ele, ayağa yansıtır. Eğer onu akıl adlı bağ ile şeytandan yana bağlarsanız, karanlıkta kalır: Sahibi sağır, dilsiz ve kör olur. K. Kerimde: “Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar gerçeğe dönemezler” buyurulur. (Bakara, 18) Bu benzetmede "bağ" anlamına gelen aklın da bir "araç" olduğu ortaya çıkar. Bir kararda durmayan, sürekli devinen, halden hale geçen nefsi bağlayan bağdır.
Nefis ve şeytan insanı suç ve günaha yönlendirir. Taberî der ki: “Nefis çeşitleri içinde kötülüğü emreden nefis, insanların tamamına ait olan nefisdir". Onun arzusunun Allah Teâlâ'nın rızası olmayan şeylere yönelmek olduğunu ve Allah'ın kullarından rahmet etmeyi dilediği kimselerin dışında kalanların nefsin bu yönlendirmesinden kurtulamayacağını söylemektedir.(Taberî, Tefsir, XIII, 1)
Kötülüğe arzu duyma nefsin tabiatında vardır. Ancak Allah'ın emirlerine yönelen ve böylece ilahi rahmetin gölgesi altına sığınan kimseler, nefsin arzuladığı şeyleri işlemekten sakınırlar. İyiliğe yönelen kimselerin üzerinde nefsin yaptırım gücü azalır. Belirli bir aşamadan sonra ise, kalbe yönlendirici hiç bir tesiri olmayan gelip geçici düşüncelerden ibaret kalır. Zira Yusuf (a.s) Mısır azizinin karısının kendisini çağırdığı zaman onun çağrısına cevap vermemiş ve böyle bir kötülükten Allah'a sığınmıştı. Aslında nefsinin, tabiatından kaynaklanan bir özelliği olarak bu çağrıya cevap vermesini telkin ettiğini itiraf etmektedir: "...Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis kötülüğü emredicidir." (Yusuf, 12/53)
Hz. Peygamber nefisle mücadele hakkında şöyle buyurmuştur: “Gerçek cihat kişinin nefsine karşı yaptığıdır.” (Tirmizi, Fedâiıu'l-Cihad 2). Mücadele, nefisle savaşmaktır. Rasulullah’ın tebük seferi dönüşü –küçük harpten büyük harbe dönüyoruz.- sözünün hikmeti de budur.
Alanları nefis terbiyesi olan mutasavvıflar der ki: Nefsin arzularının aksine hareket insanı iyiye ve gerçeğe götürür. Yani nefis, halka karışmayı istediğinde yalnızlığın tercih edilmesi, yalnızlığı istediğinde de halkla beraber olmayı tercih etmenin nefis terbiyesinde önemli bir yerinin olduğu söylenir. Yalnızlık tefekküre, tefekkür de kişinin kendini tanımasına sebep olur.
Nefsanî işleri, kibri, kini, hırsı, şehveti ve gösterişi terk edemeyen insanların yalnızlığı zikri, az yemeği, az uyumayı ve az konuşmayı tercih etmeleri tavsiye edilir. Bu ameller kişiyi Şeytanın şerrinden emin kılar. Boş kaldıkça Allah’ı zikredenler hep bu kalenin içinde olanlardır.
K. Kerim’de: “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) buyrulur. Kâmil nefse giden yol, Allaha dönüş ve iman ile beraber çok zikirdir.
Hazret-i Peygamber (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuşlardır ki: "Ümmetim için en çok korktuğum, nefislerinin hevasına tabi olmaları ve gereksiz dünyevî arzular peşine düşmeleridir." (İbni Adiy, Cabir’den)
Bilinçli yapılan her hareket "nefsin" eylemidir. Bu eylemi bilinç belirlemez, aksine bilinci etkileyen odak belirler. Bu ya bilinçaltıdır, ya bilinçüstüdür. Bilinçüstü bilinci iman ile etkiler. Bu imanın tahkiki arttıkça, bilinç bilinçaltına karşı bağımsızlaşır ve güçlenir. Güdüleri iyi terbiye edilmiş bir yarış atı gibi kullanan usta bir süvari olur. Eğer bilinci etkileyen bilinçaltı ise, bilinç karanlığa odaklanmıştır. Çünkü içgüdüler bilinci esir alır. Şehvet, korku, öfke bilince hâkim olur. Bu atla süvarinin yer değiştirdiği anlamına gelir. Bilincin amiri haline gelen içgüdüler, bilincin şeytanı olmuş demektir. Kur'an'ın ifadesiyle artık o "ben", şeytanının uydusu haline gelir. (Zuhruf,36)
Freud'un bilinçaltını putlaştıran "libido"su, tam bir emreden nefistir. Freud, nefs-i emmârenin avukatlığını yapar. Ona karşılık Jung, bilinç üstünü savunur.(M İslamoğlu, Nefis Nedir?)
Nefis terbiyesi için şu öğütlere dikkat etmeliyiz:
Hz. Peygamber şöyle buyururlar: " Kusurlu insan, insanların kusurunu görmekten kendi kusurunu göremeyen kimsedir."
“Ne mutlu o kişiye ki, kendi kusurlarıyla meşguliyeti, onu başkalarının kusurlarıyla uğraşmaktan alı koyar..”
İnsanları sahip oldukları nimetlerden dolayı kıskanmak ve onların dünyalıklarıyla kalbi meşgul etmek büyük bir cehalettir. Onlar kendilerine verilen nimetlerle kalplerini meşgul ederlerken, sen ise sana verilmeyenlerle kalbini meşgul ediyorsun. Bu yüzden onlardan daha cahilsin. Bilinmelidir ki, Gerçek mümin, bir kardeşinin şeref ve namusunun lekelenmemesi için çalışır... Heva ve hevesine kapılarak borcunu geciktiren kimseden daha kötü borçlu, şeytandan daha büyük düşman, nefisten daha güçlü bir muhalif yoktur.
İnsana ulaşacak manevi yardımları özellikle kibir engeller. Çünkü yağmur sularının dağ başlarında değil, alçak vadilerde biriktiği görülür. Kibirli insanların kalpleri de dağ başlarına benzer.
Rahmet onların kalplerinden akar da alçak gönüllü kalplere toplanır.
Kendisine iyi davrandığında sana iyi davranan bir kimsenin bu davranışında bir üstünlük yoktur. Fakat karşı çıkmana rağmen sana iyi davranan kimsenin davranışı çok değerlidir.
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

