İMAN VE TAKVA
- 28 Mart 2013 Perşembe
- Bu yazı 4314 kez okundu
Yüce Allah (c.c.): “Ben insanları ve cinleri ancak beni tanıyıp bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56) buyurur. Tanıyıp kulluk etmek; boyun eğmek ve itaat etmektir. Yani kişinin kendi küçüklüğünü kabul etmesidir.
Demek ki insan beyni kul olmaya kodlu olarak yaratılmıştır. İnsan bu yapısı gereği mutlaka bir varlığa tapacaktır. Ama önemli olan neye kulluk insanı özgür eder ya da onu kendine esir eder. Kişi burada sağlam bir tercih yapmakla mükelleftir.
Yeryüzünde Allah’ın var olduğunu bilmeyen ve O’na inanmayan insan yoktur, var olduğunu söyleyenler ise farkında olmadan imanını örtüp onu göremeyen kişilerdir. İnsanın fıtratı doğru okunmalıdır. İnsan fıtratında din ona programlanmıştır. Dinsiz insanın varlığı kalbi olmayan insanın varlığı gibidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.m.): “Her doğan İslam fıtratı üzere doğmuştur…” (Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5) “ buyurmuştur.
Mümin ve Müslüman kişi için kullanılan Mümin” lafzı Allah’ın isimlerinden olduğu için, mümin kişiye nesebini Allah’a bağlamış olan kişi gözüyle bakılmalıdır. Zaten mümin Allah’ın halifesi değil midir? Halife sıfatıyla da Yüce Allah’ın yeryüzünde yarattığı en kutsal ve akıllı tek varlıktır.
Müminin aklı kalp ile beyin arasında bir köprü olmalıdır. Beyin kalbin huzuru için çalışmalıdır. Bunun için de ibadetler yapılırken gönülden hissedilerek yapılırsa maksat ancak o zaman hâsıl olur. Bunu belki yıllar bir meleke haline getirebilir. Ancak böyle bir durumda kişi hayatın ve yaşamın tadını çıkarabilir. Günümüz insanının huzuru bulmak adına yaptığı gibi sakinleştiricilere ihtiyaç da kalmayacaktır. Onun huzurunda olmayı hissedebilmek insana güven ve umut bahşedecektir.
İnsanları imana çağıran ayet ve hadisler şöyledir: “Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.” (Nisa: 136)
Peygamberimiz (s.a), genç sahâbî Ebû Saîd el-Hudrî’ye (r.a) hitaben, “Ey Ebû Saîd! Her kim rab olarak Allah’a, din olarak İslâm’a, peygamber olarak da Muhammed’e râzı olursa, cennet ona vacip olur” buyurdu (Müslim, İmâre, 116).
“Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah’ın rasûlüdür diye şehâdet getiren kimseye Allah Teâlâ cehennemi haram kılar” (Müslim, Îmân, 47)
Kabın dışına sızan içinde olandan başka bir şey değildir. Beden kalbin isteğine de ilgisiz kalamaz. Kalp iyi ise, yani iman kalpte mevcutsa, beden kalpteki imana uygun olarak hareket edecektir. Kalbindeki inançları doğrultusunda hareket etmek insanda fıtrîdir. İnanan bir mü’min de doğal olarak, davranışlarını daima inancına uyduracak ve inançlarıyla davranışları arasında uyum sağlamaya çalışacaktır. Nefsin istekleri, hevâ ve arzular, insanı inancına ters düşecek şekilde davranmaya sevk edebilir. Böyle durumlarda, kişinin tutum ve tercihini, inancının güçlülüğü veya zayıflığı belirleyecektir. Peygamberimiz de: “Vücutta bir et parçası vardır. O sağlamsa, bütün vücut sağlam olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. İyi bilin ki, işte o et parçası kalptir.” (Buhârî, İman, 39) buyurmuşlardır. Mü’minin ahlâkî davranışı ve hayâsı onun kalbindeki imanının dışa yansımış şeklidir. Sağlam bir imana sahip olmayandan ise ahlaki meziyetler sudur etmeyecektir.
Sorumlu bir insanın “iman”dan sonra temel görevi, dinini hakkıyla öğrenmek, öğrendiklerini yaşamak ve onu insanlara öğretip onların da İslami kurallara uygun yaşamalarına vesile olmaktır.
Şöyle bir söz vardır: “iman insanı insan eder, belki insanı sultan eder...” Yâni, insan gerçek insanlığı da ancak iman sayesinde elde edebilir. O sayede, melekleri dahi geride bırakır ve insanlığın sultanlığı mertebesine yükselir.
İmandır, o cevher ki ilahi ne büyüktür,
İmansız paslı yürek sinede bir yüktür.
(M. Akif)
İman çıplaktır, elbisesi takva, ziyneti hayâ, malı fıkıh ve meyvesi amel-i salihtir. İman takvayı, takva da hayâ ve ahlaki olgunluğu gerektirir, onun da semeresi güzel amellerin sergilenip örnek bir toplumun ikame edilmesidir. Böyle bireylerden oluşan toplumda huzur ve saadetten başka ne olabilir? Çünkü Allah için yapılan tüm ameller kötülüklere de engel olur. Zira Kur'anda, “Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut, 28/45)” buyrulur. Ayeti celilede de buyrulduğu gibi gerçek namazın insanı tüm kötülüklerden alıkoyacağı vurgulanır.
İnsan kalbin amelini (inanç ve niyetini) namazına ya da bedeni ile yaptığı amellere yansıtmak suretiyle her türlü yanlışlıklardan kurtulur. Yani kalbi ile iman ettiği Rabbine bedeni ile de kul itaat eder. Amel gücünü imandan alır. Kalbin ameli olan iman, asıldır. Ameli iman gerektirir. Kalp takva yoluyla, iman vesilesiyle itaat eder ve kişi şirkten kurtulur. iman bedenin amelini ibadete tahvil etmek suretiyle kişiyi isyandan kurtarır. “İmanla amel daima birbirine yakın iki arkadaştır.” Allah biri olmadan diğerini kabul etmez.” (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 2260) İmansız amel gibi amelsiz iman da Allah katında geçerli değildir.
Kuranda da şöyle buyrulur: “İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar! Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!”(29 /Ankebût/ 2-4)
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

