Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi:
- 17 Şubat 2011 Perşembe
- Bu yazı 8729 kez okundu
Tabiattaki ve hayattaki ekonomik ve sosyal kaynakların, ideal olarak insan ve toplumlar arasındaki paylaşımı, eğer her insanın ve her toplumun sadece ihtiyaçlarına göre yapılmış olsaydı, bu dağılım “adalet” ve “eşitlik” anlayışına uygun olurdu. Fakat toplumların tarihi tecrübesi göstermiştir ki, ortalama her toplum, daha fazla iktidar ve güç toplamak üzere, her zaman daha fazla ekonomik ve sosyal kaynağa sahip olmak istemiştir. Bu da toplum içerisinde “adaletsizlik” ve “eşitsizliğe” sebep olmuştur.
Aslında adalet ölçülerine göre, mevcut nimetlerin insanlar arasında paylaştırılmasına ilişkin görüşler, kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamandan zamana farklı şekillerde ifade edilmiştir. Adaleti gerçekleştirmek amacıyla ileri sürülen kriter’ler gerçekte yol gösterici olmaktan ve çözüm getirmekten uzak bulunmaktadır. "Adalete uygun hukukun" toplumun iyiliğini gerçekleştirdiği ve geliştirdiği veya "âdil hukukun" bu nimetleri kişilerin "yeteneklerine" göre toplum üyeleri arasında paylaştırdığı fikirleri çoğu kez ileri sürülmüştür. Her iki fikir de genel ve soyut anlamda doğru olabilir. Ama belirli bir durumda hangi adalet ilkesini uygulamanın daha doğru olacağı konusunda, kesin ve objektif geçerliliği olan bir görüşü savunmanın mümkün olmadığı söylenebilir. (GÜRİZ A. Hukuk Felsefesi, sf. 70)
Kant da, Ulpian'ın izinden giderek "şerefli yaşa, kimseye zarar verme, herkese payına düşeni ver" şeklinde ki sözüyle adil yasaya olan iştiyakını dile getirmiştir. Çağımızda da hangi hukukun "adalete uygun olduğu ya da "doğru" bulunduğu konusundaki görüş ayrılıkları ve fikir çatışmaları devam etmektedir. Bunun nedeni, kişilerin "adalet" konusundaki fikirlerinin de, kendi kişisel çıkarlarına ve inançlarına, mensup bulundukları toplumların veya sosyal gurupların faydasına ve kişilerin mizaç ve karakterlerine bağlı olarak değişmesidir.
Herkese "değerine", "katkısına", "ihtiyacına", "yeteneğine" sosyal statüsüne" göre payına düşenin verilmesi gibi farklı dağıtıcı adalet yaklaşımlarının temelden yoksun olduğu açıktır. Bundan başka adalet ile eşitlik arasında sağlıklı ve mantıkî bir ilişki kurma çabaları da sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Ancak, adalet idesinin temelden yoksun da olsa bütün tarih boyunca insanlara yol gösteren bir “kutup yıldızı" sayıldığı, insanların heyecanını etkileyen bir kuvvet özelliğini taşıdığını belirtmek gerekir. (GÜRİZ Adnan, Hukuk Felsefesi, sf. 69)
Eşitlik denilince genel olarak akla gelen bir husus da; ücretlerin eşit dağılımıdır. Ancak bu da, insanda başkalarından daha fazla çalışma arzusunu yok eder. Daha az çalışarak hatta hiç çalışmayarak meşru olmayan usullerle aynı ücreti almaya teşebbüse yol açar. Toplumda sermaye birikimine engel olur. Bunun en belirgin örneği, kısmen Marksist ekonominin uygulandığı Sovyetler Birliğinde görülmüştür.
Sosyal adalet, sosyal eşitlik demek değildir. Herkesin aynı gelire sahip olması adalet değil, adaletsizlik olur. Bir sınıfta, çalışan-çalışmayan, bilen-bilmeyen bütün öğrencilerin sınıf geçmesi sosyal adalet değildir. Mutlak eşitlik, ne tabiatta, ne toplulukta, hiçbir yerde yoktur.
Hukukta eşitlik, aynı durum ve şartlar içinde bulunan herkesin aynı muameleye tabi tutulması anlamındadır. Sosyal bakımdan, hele iktisadi yönden tam bir eşitlik aramak ve istemek, hem gereksiz, hem imkânsızdır. Çünkü bu, adalet kavramı ile bağdaştırılamaz. Çalışmak ve kazanmak imkânını herkese aynı şekilde vermek ve mevcudu kelle hesabıyla paylaştırmak değildir. Herkesin çalışmasının karşılığını görmesi, yasa önünde de toplumun tüm kesiminin eşit muameleye tabi tutulmasıdır.
İnsanlar her noktada eşit olamadıkları için her birine eşit muamele hakikatte kuvvetlinin lehine olur. Bilineceği üzere, bir camiada en çok göze batan fertlerin servetçe eşit olamamasıdır. Oysa bu bakımdan eşitlik ne mümkündür, ne de topluma huzur verir. Bugün memleketin bütün serveti herkese eşit şekilde paylaştırılsa yarın kimi daha fazla çalışarak, kazancını biriktirerek, kimi tembellik ederek, israf ederek kısa bir zamanda yeniden eşitsizlikler baş gösterecektir. Kazançların eşit olarak paylaştırılması insanda diğerinden fazla çalışma hevesini kırar, daha az çalışarak aynı payı almak için başvurulacak hileler, asılsız sahte sıhhat raporları önlenemez. Paylaşılarak kırıntı haline gelen servetten de kimse faydalanamaz.
Halk servetçe eşit olamayınca eşitliğe yaklaşma siyaseten prensip olabilir. Kanunlar, bu maksatla gelirleri ve miras olan malları müterakki vergiye tabi tutarlar. Müteveffanın vasiyet ile mallarını ihtiyacı daha fazla olan evladına bırakması teşvik edilir.
Toprağı bölecek olsanız, bugün eşitçe yapılan bölme yarın daha çalışkan, daha kabiliyetli kimselerin ellerindekini arttırmasıyla, tembel ve müsrif kişilerin de ellerindekini kaybetmesiyle, eşitlik yine bozulacaktır. Zenginden alıp fakire vermek de hiçbir zaman eşitlik getiremeyecektir. Aksine kabiliyetler arasında düşmanlığa, hem de çalışanları devletine karşı kırgınlığa sevk edecektir. (BELGESAY M.R. a.g.e. sf. 231)
Dinimiz, Allah korkusunu, Ahiret inancını ön planda tutarak, sermaye sahiplerine ‘servet, sadece zenginler elinde dönüp dolaşan bir devlet olmasın...(Haşr, 59/7) Diyerek, toplum içindeki âdil muamele yanında, sadaka-zekât ve karz-ı hasen (ödünç verme) gibi köprülerle, dar gelirliye servetin intikalini sağlamayı hedeflemiştir. Öte yandan, bir sahabe gelip: "Ey Allah'ın Resulü yanımda bir işçi çalıştırıyorum, hakkını verip vermediğimden kuşkuluyum" deyince. Peygamberimiz (S.A.S). "O işte kendin çalış ve kendine bir ücret takdir et ve onu işçine ver."[1] İfadesiyle ücretteki adaleti yakalamayı böyle bir usulle gösterdiğine şahit oluyoruz.
İslâm’da çalışan kesimin haklarına riayet edilmesi ve kimsenin sömürülmemesi esastır.“Kim bir işçi tutarsa hemen ona (alacağı) ücretini bildirsin.” (Nesâî, Eymân, Bap. 44)
[1] -Şekerci O. ‘İslamda işçi İş veren münasebetleri’ makalesi, İslam Medeniyeti Dergisi, sf. 14, 1968, İst. Yük. İsl.
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

