KARDEŞLİK ÜZERİNE
Ali Osman ORUM
- 28 Ağustos 2012 Salı
- Bu yazı 5608 kez okundu
Kardeşliği besleyen en önemli unsurlar sevgi, hoşgörü, merhamet, yardımlaşma, birlik ve beraberlik gibi güzel ahlakın göstergeleridir. İslam, yaşayan her şeye sevgiyle bakıp kötülüğe karşı iyilik yapmanın da teşvik gördüğü bir anlayıştır.
Hz. Peygamber ‘Hiç biriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olamaz’ (Buhari,...
iman, 7) buyurarak bireyin toplumun özü yani en küçük parçası haline gelmesini ve empatik bir anlayışın imanla adeta bütünleştirilmesini sağlamış olur.
“Müslüman Müslümanın kardeşidir. O din kardeşine haksızlık etmez. Onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse Allan da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim müslüman kardeşinin hatasını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.. (Müslim, Birr ve sıla, 58)
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, iman, 93)
Din kardeşliği, görüşüp hiç tanışmayan insanların iman birliği sayesindeki gerçek ve kalıcı kardeşliklerini ifade eder. Bütün maddi endişeleri dışarıda bırakan ve sadece yüreklerden beslenen bu kardeşlik duygusu, onu paylaşanlar adına büyük bir hayır ve güzelliklerin de kaynağıdır. Bütün inananları “ümmet” kalıbında eriten İslam, böylece gönüllerden sınırları kaldırır ve bize bir takım toplumsal sorumluluklar yükler.
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyen bir topluluk bulunsun.. (Al-i Imran, 104)
“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine rahmet ve şefkatle muamele etmede bir beden gibi olmalıdır. Bedenin bir parçası rahatsız olduğu zaman, diğer kısımlarda onun rahatsızlığına ortak olur. (Buhari, müslim, Birr)
“Müminler birbirini destekleme ve birbirlerine yardımcı olma konusunda tıpkı bir binayı oluşturan parçalar gibidir.”(Buhari, salat, 54)
Dinin temel gayelerinden biri insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamaktır. Aynı dinin mensupları olarak ‘sen’ ve ‘ben’ davasına kapılıp husumet ve düşmanlık tuzağına düşülmemelidir.
Dini kendi mezhep ve meşreplerinden ibaret sananlar kardeşliği de kendi dar çevrelerine hapsetmiş olurlar. Onlar Küçüldükçe daha da dindarlaştıklarını zannederler. Bir sürü sorunları kendi haline bırakarak birbirlerine karşı muhalefet etmeyi hayırlı bir iş olarak görürler. Bunlar küçük hesapların kurbanı zavallılardır.
"Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, " (Âli İmrân, 103)
Merhametin de dindeki yeri önemlidir. Merhamet, esirgemek, acımak, koruyup bağışlamaktır. Hatta acımanın, sevgi duymanın ve şefkat beslemenin de ötesinde bir yaklaşımın ifadesidir. Allah Rasulü: “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” (Sahih-i Müslim 4) buyurarak bizleri şefkat ve merhamete teşvik ediyor. Merhamet eden muhtaç olana merhametini gösterirken merhamet edene de o anda merhamet edilmiştir. Kişiye istediğinin verilmemesi dahi yine hayrı ve şerri bilen Allah’ın merhameti değil midir? O da bir başka açıdan merhamet olur.
“Sizden biriniz kendisi için istediğini başkaları için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.” (Buhârî, İmân 7; Müslim, İmân 71) diyen Hz. Peygamber bizim kumaşımızı hamiyet, merhamet ve sevgi ile dokumuştur.
İşte bugün tüm toplumlar, gördükleri bir kötülük karşısında intikam ve misilleme ile iç dünyalarını soğutarak kendilerini teselli ederlerken bizde: “Ya Rabbi onları affet, çünkü onlar bilmiyorlar” deme kültürü etkindir. Bu da insanlığın onurunu korumaya yönelik müşfikane bir anlayışın ifadesidir.
Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi, Elin yüzün yumaz değil (Yunus)
İnsanlardan hoşgörülü olmayı isteyen İslam Dini, insanların kusurlarının araştırılmasını meneder. Bir imtihan yeri olan bu dünyada iyilerle kötülerin bir arada yaşamasının ve imtihanın gereği olarak karşılıklı saygının yaşatılmasını ister.
Bir mü’min, bütün varlıklara ve özellikle insanlara sevgiyle yaklaşmalıdır. Nitekim Yunus Emre, Yaratılmışları severiz, Yaratandan ötürü, diyerek bu gerçeği dile getirmiştir.
Kin ve nefret sevginin zıddıdır. Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden yoksun olan kimselerdir. Bu gibi kimselerden hoşgörü de beklenemez. Sevgi ise saadettir ve o sadece mutluluk getirir.
“Müslüman Müslümanın kardeşidir. O din kardeşine haksızlık etmez. Onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse Allan da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim müslüman kardeşinin hatasını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.. (Müslim, Birr ve sıla, 58)
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, iman, 93)
Din kardeşliği, görüşüp hiç tanışmayan insanların iman birliği sayesindeki gerçek ve kalıcı kardeşliklerini ifade eder. Bütün maddi endişeleri dışarıda bırakan ve sadece yüreklerden beslenen bu kardeşlik duygusu, onu paylaşanlar adına büyük bir hayır ve güzelliklerin de kaynağıdır. Bütün inananları “ümmet” kalıbında eriten İslam, böylece gönüllerden sınırları kaldırır ve bize bir takım toplumsal sorumluluklar yükler.
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyen bir topluluk bulunsun.. (Al-i Imran, 104)
“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine rahmet ve şefkatle muamele etmede bir beden gibi olmalıdır. Bedenin bir parçası rahatsız olduğu zaman, diğer kısımlarda onun rahatsızlığına ortak olur. (Buhari, müslim, Birr)
“Müminler birbirini destekleme ve birbirlerine yardımcı olma konusunda tıpkı bir binayı oluşturan parçalar gibidir.”(Buhari, salat, 54)
Dinin temel gayelerinden biri insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamaktır. Aynı dinin mensupları olarak ‘sen’ ve ‘ben’ davasına kapılıp husumet ve düşmanlık tuzağına düşülmemelidir.
Dini kendi mezhep ve meşreplerinden ibaret sananlar kardeşliği de kendi dar çevrelerine hapsetmiş olurlar. Onlar Küçüldükçe daha da dindarlaştıklarını zannederler. Bir sürü sorunları kendi haline bırakarak birbirlerine karşı muhalefet etmeyi hayırlı bir iş olarak görürler. Bunlar küçük hesapların kurbanı zavallılardır.
"Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, " (Âli İmrân, 103)
Merhametin de dindeki yeri önemlidir. Merhamet, esirgemek, acımak, koruyup bağışlamaktır. Hatta acımanın, sevgi duymanın ve şefkat beslemenin de ötesinde bir yaklaşımın ifadesidir. Allah Rasulü: “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” (Sahih-i Müslim 4) buyurarak bizleri şefkat ve merhamete teşvik ediyor. Merhamet eden muhtaç olana merhametini gösterirken merhamet edene de o anda merhamet edilmiştir. Kişiye istediğinin verilmemesi dahi yine hayrı ve şerri bilen Allah’ın merhameti değil midir? O da bir başka açıdan merhamet olur.
“Sizden biriniz kendisi için istediğini başkaları için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.” (Buhârî, İmân 7; Müslim, İmân 71) diyen Hz. Peygamber bizim kumaşımızı hamiyet, merhamet ve sevgi ile dokumuştur.
İşte bugün tüm toplumlar, gördükleri bir kötülük karşısında intikam ve misilleme ile iç dünyalarını soğutarak kendilerini teselli ederlerken bizde: “Ya Rabbi onları affet, çünkü onlar bilmiyorlar” deme kültürü etkindir. Bu da insanlığın onurunu korumaya yönelik müşfikane bir anlayışın ifadesidir.
Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi, Elin yüzün yumaz değil (Yunus)
İnsanlardan hoşgörülü olmayı isteyen İslam Dini, insanların kusurlarının araştırılmasını meneder. Bir imtihan yeri olan bu dünyada iyilerle kötülerin bir arada yaşamasının ve imtihanın gereği olarak karşılıklı saygının yaşatılmasını ister.
Bir mü’min, bütün varlıklara ve özellikle insanlara sevgiyle yaklaşmalıdır. Nitekim Yunus Emre, Yaratılmışları severiz, Yaratandan ötürü, diyerek bu gerçeği dile getirmiştir.
Kin ve nefret sevginin zıddıdır. Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden yoksun olan kimselerdir. Bu gibi kimselerden hoşgörü de beklenemez. Sevgi ise saadettir ve o sadece mutluluk getirir.
YORUM YAZ
Bu habere yorumlarYazarın Diğer YAZILARI
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

