KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR
- 8 Mart 2013 Cuma
- Bu yazı 5272 kez okundu
Kur'an-ı Kerim'de: "Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtüsünüz" (Bakara,187) buyrulur. Yüce Allah işte bu ayet'le karı - koca olan erkek ve kadının birbirleri için ne kadar vaz geçilmez olduklarını ve birbirlerine olan ihtiyaclarının; insanın elbiseye olan ihtiyacı kadar elzem olduğunu ifade etmiştir.
Kur'an'da insanların bir erkekle bir dişiden yaratıldığı ve çeşitli vesilelerle kadın ile erkeğin yanyana zikredildiğini görmekteyiz. Allahın her hükmünün erkeklerle birlikte kadınları da muhatap aldığını görmekteyiz. Örneğin:
'Rableri onların duâlarını kabul etti: 'Ben sizden erkek ya da kadın olsun çalışan hiç kimsenin amelini zâyi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz..' (Al-i İmrân, 195)
'İnanan erkekler ve kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Allah dâima üstündür ve hikmet sahibidir.' (Tevbe, 71)
'Erkek ve kadın inanmış olarak kim iyi iş işlerse ona hoş bir hayat yaşatacağız..' (Nahl, 97)
Yüce Allah erkekle kadın arasında işledikleri amelleri cihetinden herhangi bir ayırım yapmamış ve yaptıkları amelleri karşılığında da her ikisine de cennet vaadetmiştir. Hz. Muhammed (s.a.m.)in erkeklerden biat (Allah adına alınan söz) alırken, kadınlardan da aynı biatı almış olması; Hz. Peygamber'in hayatı boyunca hiç bir kadın ve köleye bir fiske vurmamış olması; ve yine Hz. Peygamber'in Kur'an'ı, kadın erkek ayırımı yapmadan bütün insanlara ulaştırma ile görevlendirilmiş son elçi ünvanını taşıması.. İslâm'ın kadın ile erkeğe yaklaşımının farklı olmadığını gösteren en açık delillerdir.
Peygamber terbiyesi ile yetişmiş olan ashâb ı kirâm'ın kadın'a bakışını da, Abdullah b. Ömer'in: 'Biz Rasulullah zamanında hanımlarımıza söz söylemek ve istediğimiz gibi davranmaktan dolayı, hakkımızda bir vahiy gelir ve bizi itap eder korkusu ile sakınırdık. Hz. Peygamber vefat edince istediğimiz gibi davranır olmuştuk' (Buhari, Sahih, Nikah 50) şeklindeki ifadesi göstermektedir ki, Hz. Peygamber devrinde kadına yapılan ve yapılacak olan her türlü haksızlığa karşı; Peygamberimizin varlığı bir engel konumunda olmuştur. Zira ashab-ı kiram’ın kadına karşı takındığı, gelenekten beslenen olumsuz tavrını düzeltmek adına Peygamber’imizin mücadele etmesi yanında; kadın aleyhine yapılan her türlü olumsuzlukları reddeden âyetler de vahyediliyordu.
Bugün kadın–erkek ayrımcılığı bir şekilde sanki bilinçli olarak pompalanıyor. Bir yönüyle eşimiz, bir yönüyle kızımız veya bacımız hatta hayatta tek varlığımız olan analarımız, baş tacımız kadınlar, akıl hastahanesinde olması gereken, bakıma muhtaç durumdaki bazı zavallı erkeklerin bunalım anlarında yaşadıkları dehşet, kadına şiddet adı altında medyaya taşınarak erkek kadın ayrımcılığı o kadar işleniyor ki, aile ocaklarında yaşanan bazı dramların pek çoğunun sebebi budur.
Şiddet kim için olursa olsun asla kabul edilemez. Şiddeti kullanan aciz ve zavallı insandır. Narin yaratılan kadına karşı gücüyle kendini ıspata çalışmakta olan gerçek zavallılardır. Kadın, dövülmez. Hayatın sevinçli ve hüzünlü her karesi kendisiyle paylaşılan, aklına müracaat olunan kutsal varlıktır. Kadın anadır, ona el kalkmaz. Cennet onun ayağı altına konulmuştur. Çocuklara bu örnekler miras kalmalıdır ki toplumda şiddet yer yurt bulamasın..
Ontolojik anlamda, kadın ve erkeğin aynı olduğu herhalde düşünülemez. İki şey birbirine ne kadar benzer, ne kadar denk ve aynı derecede olurlarsa olsun; iki şey oldukları sürece aynı değildir. Dolayısıyle mutlak anlamda eşitlik zaten düşünülemez. Fakat farklı iki veya daha fazla şey çeşitli açılardan birbirlerine eşit olabilirler.
Kadın ve erkek ayrı birer varlıktır. Toplum için biri diğerinden üstün değildir. Her ikisi yapı itibariyle birbirinden ne kadar farklı olursa olsunlar toplum içinden bakacak olursak tam değerli bir erkekle tam değerli bir kadın kıymetçe denktir.' şeklindeki tesbitleriyle kadın ve erkeğin hukukî açıdan (aynı haklara sâhip) olduklarına dikkat çekmektedir. Demek ki aralarında çok bâriz farklar olmamakla birlikte toplumdaki işlevleri açısından kadının erkek gibi, erkeğin de kadın gibi olmadığı inkâr edilemez. Çünkü kadın erkeğe göre fizyolojik olarak daha nârin ve zarif yaratılmıştır. Kadınlara mahsus bazı durumları (Hayız, Gebelik ve lohusalık..) sebebiyle de işlevlerini tam olarak yerine getiremiyecekleri bir vâkıa'dır. (Dr. Van de velde)
Kadının erkekten farkının sadece fizyolojik açıdan olmayıp bir çok sebeplerden ileri geldiği bir hakikattır. İşte bu esasları bilmemek feminizm öncülerini, her iki cinsin aynı terbiye, aynı meşgale, aynı yetki ve sorumlulukları alabilecekleri inancına sevketmiştir. Gerçekte kadın erkekten önemli derecede farklıdır. Kadının vücudundaki hücrelerin her biri cinsinin izlerini taşır. Organik ve bilhassa sinir sistemleri için de durum aynıdır. Fizyolojik kanunlar da yıldızlar âleminin kanunları kadar sert ve merhametsizdirler. Onların yerine insânî arzuları koymak imkansızdır. Onları oldukları gibi kabul etmek zorundayız. Kadınlar kabiliyetlerini kendi tabiatları istikametinde geliştirmeli, erkekleri taklit etmeye kalkmamalıdırlar. Medeniyyetin ilerlemesinde kadınların rolü erkeklerinkinden daha yüksektir. Bu rolü terketmemeleri gerekir.'(Dr. Alexis Carrel İnsan Denen Mechul)
Erkek ve kadının iki ayrı cins olarak farklılıklarının sadece fizikî yapılarında olmayıp; dokularında, hatta kanlarında bile cinslerinin kimyevî ve anotomik izlerinin mevcudiyetini taşıdıkları ifade edilmektedir.
Auguste Comte': İki cins arasında, "Onları, hele insan soyunda, birbirinden ayıran temel bedensel ve ahlakî ayrılıklar vardır." diyerek farklılığa dikkat çekmektedir. Yine erkek ve kadının fizikî ve rûhî yapılarındaki farklılıkları sebebiyle, tüm dünya'da hukukçular ve ilim adamları farklı düzenlemelere gidilmesinin gereğini ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak, İslam'ın temel kaynaklarına (kitap ve sünnet) göre, kadın ve erkek eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır. Gerek ontolojik olarak, gerekse dini sorumluluk, hukukî ehliyet, temel hak ve hürriyetler bakımından ilkesel bazda kadın-erkek ayırımı söz konusu değildir.
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

